9 Aralık 2012 Pazar

KIBRISLILAR-ARASI KÜLTÜREL TEMASLARA KISA BİR BAKIŞ


AHMET AN


1945
Çaya çağırmıştık kahramanları
Divana oturdular yan yana
Tek sözcük bile çıkmadı
ağızlarından. Dikip gözlerimi baktım
Utanıncaya kadar hepsi
ama ne yapsınlar
alışık değillerdi barışa

Judith Herzberg

1950'de doğdum ve hammal olan babamı Lefkoşa'nın Türk kesiminde yeni iş bulmaya zorlayan 1958'in kışkırtıcı olaylarını yaşadım önce. Daha sonra 1963'ü yaşadım. Ardından gelen 1968-74 dönemini. 1974'deki bölünmeden sonra, artık Kıbrıslı Rum yurttaşlarımızla temas kurma olanağı kalmamıştı. Taksim politikası, enosis politikasını fethetmişti ve her iki toplum da, Kıbrıslılar-arası dayanışmanın zayıflığından kaynaklanan bir oldu-bittiyle karşı karşıya kalmaya zorlanmıştı.
Fileleftheros gazetesi için bir yazı yazmam istendiğinde, bu ülkedeki %80'lik çoğunluk tarafından kullanılan ikinci dil olan Rumca'yı bilmediğimden, sizinle iletişim kurmak için İngilizce'yi seçmiş olmam, bana zor geldi. Ama en azından şimdilik, sizin Türkçe'yi bilmediğinizden, ortak bir iletişim dili olarak İngilizce'yi kullanabiliriz. Belki, bu adadaki ortak kültürel mirasımızla ilgili olarak yaptığım önceki araştırmalarımı yayımlamakta bana yardımcı olacak bir Türkçe-Rumca çevirmenini en erken bir zamanda bulmalıyım.
Şimdi, 1937'den 1939'a kadar Lefkoşa'da George B.Pusey tarafından yayımlanmış olan bir derginin başlığını anımsadım:
"Embros, İngilizce, Rumca, Türkçe, Resimli haftalık dergi".
Embros gazetesinin bir eki olan bu dergideki yazılar, Rum, Türk Ermeni ve Maronit kökenli Kıbrıslılar tarafından, bu üç dilden birinde yazılmaktaydı. Rumca veya Türkçe yazılmış makalelerin İngilizce çevirileri bir sayfada, orijinal metni de karşı sayfada görülebilmekteydi. Haşmet M.Gürkan, Nisan 1984'de Söz gazetesinde "Embros Dergisinin Türk Yazarları" hakkında kısa bir araştırma yazısı yayımlamıştı. Daha sonra bu derginin bazı sayılarını okumam için bana vermişti ve beğenmiştim. Aradan geçen bunca yıldan sonra, böyle bir kültür dergisini yayımlamak için neden bir çaba göstermeyelim? Öyle anlaşılıyor ki, iki taraf da buna hazırdır, ama esas sorunumuz, malzemenin Rumca, Türkçe ve İngilizce'ye çevrilmesindeki güçlüktür. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilgili biriminin, bir taraftan gelecek malzemeyi diğer tarafın diline çevirecek bir "Çeviri Dairesi" oluşturmasını önermek istiyorum. Devlet, böyle üç dilden bir kültürel yayının basılmasını da finanse etmeli ve bunun geniş bir şekilde dağıtma sorumluluğunu üstlenmelidir. Bu dergi, yılda 4 kez çıkabilir ve yayımlanacak malzemenin hazırlanması sorunu bu şekilde çözümlenebilir.
1974'den sonra her iki tarafın şairleri arasında bazı kişisel temaslar olmuştur. Elli Peonidu ile Kıbrıslı Türk şairler Neşe Yaşın ve Mehmet Yaşın arasındaki kişisel dostluk, bazı Kıbrıslı Rum şairlerin şiirlerini Kıbrıslı Türk okuyucuya ve bazı Kıbrıslı Türk şairleri de Kıbrıslı Rum okuyucuya tanıtmada yardımcı olmuştur. Bu çalışmalar, daha çok siyasal propaganda amaçlarıyle yapılmış ve zamanın Kıbrıs Eğitim Bakanı Sofyanos'un 1977'de Neşe Yaşın'ın naif mısralarını onurlandırmasıyla doruk noktasına ulaşmıştır.
Kıbrıslı Türklerin edebiyat eserleri sadece şiirle sınırlıymış gibi davranılarak, bildiğim kadarıyla başka hiç bir makale, deneme, öykü veya kültürel eleştiri yazısı Rumcaya çevrilmemiştir. Biz Kıbrıslı Türkler sadece Basın ve Enformasyon Dairesi tarafından yayımlanan, Kıbrıs Eğitim Bakanlığı'nın kültürel ve bilgilendirici dergisi olan "Cyprus Today"de yayımlanmış malzemeyi veya bir kitap veya antolojinin İngilizce çevirisini okuyabiliyoruz. Adamızdaki askersel taksim koşulları altında bu yayınları elde etmek ise ayrı bir sorun. Kıbrıs Radyo Yayın Kurumu (KRYK)'nun Türkçe bölümünden, Kıbrıslı Rum sanatçılarla yapılmış bazı söyleşiler dinlenebilmekte ve Kıbrıslı Rumların eserleri hakkında bir izlenim elde edilebilmektedir. Ama tam çevirisi yapılmış eserler olmadan, bunların hepsi de sınırlı kalmaktadır. Bundan başka, bu ülkenin evlatları olarak birbirimizle konuşmaya, tartışmaya ihtiyacımız vardır. Kıbrıs'taki iki toplum arasına konan engelleri niçin kıramıyoruz?
Aziz Nesin'in Aralık 1990'da adamızı ziyaretini anımsıyorum. O vakit 80 Kıbrıslı Türk (6 yazar, 6 karikatürist, 5 şair, 4 tiyatrocu, 1 ressam, 8 gazeteci, Bağımsız ve Federal Kıbrıs için Temas Grubu'nun 25 üyesi ve diğerleri) üç kültürel programlı gece için Lefkoşa'nın Rum kesimini ziyaret edebilmişti. 19 Aralık'ta da 17 Kıbrıslı Rum sanatçı ve yazar ile 11 gazeteci Türk kesimine gelerek, halka açık iki toplantıya katılabilmişlerdi. Bu eşsiz bir olaydı. Ama bu toplantıların Türk kesimindeki örgütleyicisi olarak daha sonra ben, "Kıbrıs Rum hükümetinin paralı ajanı" şeklinde suçlandım. Ardından gizli servisler tarafından, beni safdışı etmek için, başka bir Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği oluşturuldu. Öte yandan da sözümona solcu güçler, kendi siyasal partilerinin bir çalışması gibi gösterecekleri ve toplumlar-arası buluşmalarımızın yarattığı havadan çıkar sağlayacakları bir ortam için, beni Kıbrıs Türk Sanatçı ve Yazarlar Birliği'ndeki Genel Sekreterlik görevinden uzaklaştırdılar. Kıbrıs Yazarlar Birliği'nin Yönetim Kurulu'nu bu gelişmelerden o zaman haberdar etmiştim. Bağımsız olan diğer üyeler de dışlandığından artık parti yanlısı klik, K.T.Sanatçı ve Yazarlar Birliği'ni kendi siyasal aleti olarak kullanabilirdi. Bu tutumu, ben ve arkadaşlarım eleştirdikleri için, Birlik Tüzüğü'ne yeni bir madde eklenerek, eleştiri yapanların örgütten atılması için kapı açıldı.
Bu kısa özetten de anlayacağınız gibi, Kıbrıslılar-arası kültürel etkinliklerin önünde bazı engeller vardır. Kıbrıs Türk liderliği, toplumlar arasında temaslar yapılmasına kesinlikle karşıdır. Örneğin son üç yılda çeşitli alanlarda temas için benim yaptığım 72 dilekçeden sadece 15'inde buluşma sağlanabilmiştir. Çünkü liderliğin politikasına eleştirel yaklaşmaktayım ve bağımsız bir yurttaş olduğumdan, toplumlararası toplantılardan sonra gidip kendilerine bilgi vermeyi reddediyorum. Avrupa Konseyi İnsan Hakları  Komisyonu'na Türkiye aleyhine, kendi ülkemde seyahat özgürlüğümün kısıtlanması nedeniyle ikinci şikayeti yaptığımdan, liderlik bana karşı daha çok öfke duymaktadır. Olumlu bir sonuç alacağımı umuyorum.
Kıbrıslı toplumların dostluk ve işbirliğine gerçekten kendimizi adamışsak, daha aktif olmalı ve bizi kısıtlayan engelleri kırmaya çalışmalıyız. Her iki taraftaki şovenizme karşı, özellikle, yıllardır kendilerini toplumlararası dostluğun şampiyonları olarak gösteren, ama bunu gerçekleştirmek için hemen hemen hiç bir şey yapmamış olanların fraksiyonculuğuna karşı kararlı bir şekilde mücadele etmeliyiz. Siyasal veya kişisel nedenlerle temaslarımızı kısıtlayan herkese karşı eleştirilerimizi ifade etmede özgür davranmalıyız. Bizim tarafta olup da, kendi kültürel eserlerini diğer tarafa pazarlamaya ve kendine bir isim yapmaya çalışan kişiler vardır. Varsın yapsınlar,ama temas kanallarına daha az ulaşabilen diğerlerine de kapıları kapatmasınlar. Önerilen "Çeviri Dairesi" Kıbrıslılar-arası kültürel temaslarda tarafsız eşgüdümden de sorumlu olabilir. Her iki taraftan sadece bir Birlik yerine, isteyen her kişi muhatap kabul edilebilmelidir. Eğer bu şekilde bir örgütlenme sağlanırsa, eminim ki gelecekte, kültürel işbirliğinden her iki taraf da yarar görecektir. Kıbrıs'ta yaşamakta oaln bütün toplumların kültür çalışanları, bu davaya katkıda bulunmalıdır. Etnik özelliklerimizin çeşitliliği, birliğimizin zenginliği olacağından, sorunlarımızı anlamada birbirimize yardımcı olacağız. Son 33 yılda acı çekmiş olan bizler ve gelecek kuşakların hatırı için, Kıbrıslılar-arası anlayış havasını yaratmada yeterince samimi isek, bu bizim bir sorumluluğumuzdur. Ortak bir Kıbrıslılık bilincinin gelişmesinde başarılı olamazsak, her iki tarafta da sessiz çoğunluğu hala daha terorize edebilen şovenist azınlığın esiri olmaya mahkumuz. Adamızda barış ve işbirliğine karşı olanları en erken bir zamanda etkisizleştirmek  durumundayız. İnsanlık dışı eylemlerden utanç duymaları için onları teşhir etmeliyiz. Aksi takdirde, makamların "izni" ile yapılmasına razı gösterilen temaslar dışında, Kıbrıslılar-arası hiçbir gerçek kültürel temas olmayacaktır. Sizi mücadelemi güçlendirmeye çağırıyorum.
Dr.Ahmet Cavit An

Not: 14 Eylül 1992 tarihinde Rumca "Nea Epohi" adlı kültür dergisi için kaleme alınan bu yazı, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu'na yaptığım başvurunun kamuoyuna açıklanması ardından, Kıbrıs Yazarlar Birliği Başkanı Hristos Hacıpapas tarafından benim de onayım alınarak, Fileleftheros gazetesine verilmiş ve bu gazetenin 14 Ekim 1992 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

(Alternatif Yazın, Sayı: 3, Eylül-Ekim 1993)      




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder