18 Aralık 2015 Cuma

ÖZEL HEKİMLER DIŞLANMAMALI


Kıbrıs Türk toplumuna verilen sağlık hizmetleri, bilindiği gibi kamu ve özel olmak üzere iki ayrı kesimde yürütülmektedir. “1989 Yılı Programı” adlı DPÖ yayınına göre, 1989’da kamuda 85 uzman, 29 pratisyen ve 17 diş hekimi ile 17 eczacı çalışırken, özel kesimde 93 uzman, 9 pratisyen ve 54 diş hekimi ile 104 eczacı çalışmakta­dır. (s.554 ve s.556)
Görüldüğü gibi özel kesimde daha çok sayıda sağlık hizmeti veren yetişmiş eleman olmasına rağmen, kamu kesimi bu kişilerden yararlanma­maktadır. Aynı yayında dile geti­rilen “personel eksikliği istenilen hizmetin verilmesini olumsuz yönde etkilemektedir” (s.556) görüşüne rağmen, Sağlık Bakanlığı yetkili­leri bu olumsuzluğun giderilmesi için gerekli önlemleri almamakta ve sağlıksız bir sağlık politikasının sürdürülmesinde ısrar etmektedir. Kaldı ki İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1988-1992) ‘nda dile geti­rilen “Kamu görevlisi hekimler ile diğer sağlık personelinin tam gün mesaisine uygun olarak çalışmaları sağlanacaktır” (s.162) yönündeki politika da yıllardır hayata geçi­rilememiştir. Burada esas sorum­luluğun Sağlık Bakanlığı yetkili­lerinde olduğu açıktır.
Serbest Çalışan Hekimler Bir­liği’nin sayısız uyarı ve protesto­larına rağmen, gerek Kamu Hizmet leri Komisyonu, gerekse Bakanlık yetkililerinin bu yönde hiçbir girişimde bulunmaması, ülkemizdeki devlet sağlık hizmetlerindeki laçka­lığın devamını sağlamaktadır. Öte yandan serbest çalışan hekimlerin mesleki ve özlük haklarına karşı, Bakanlık yetkililerinin hiçbir özen göstermemeleri ve hatta Sağlık Bakanlığı’nın Yıllık Çalışma Programlarında özel kesime ilişkin hiçbir bilginin yer almaması gözden kaçmayan bir husustur. Aynı ülke toprakları üzerinde, aynı toplum bireylerine sağlık hizmeti veren özel kesimdeki hekimlere, üvey evlat muamelesi gösterilmekte ve onların halka verdikleri hizmete gereken önem atfedilmemektedir.
Bunun en son örneği geçenlerde yaşanmıştır.
Cyprus Mail gazetesi­nin 11 Ekim 1989 tarihli sayısın­dan öğrendiğimize göre, BM Göç­menler Yüksek Komiserliği ve Kıbrıs Kızılhaç Derneği’nin himaye­sinde ve ABD’nin fiansmanıyla gerçekleştirilen ve gerek Türk, gerekse Rum Kıbrıslı hekimlerin yararlanması için Lidra Palas’ta düzenlenen tıp seminerine, hiçbir serbest çalışan hekim çağrılmamıştır. 10 Ekim günü yer alan ve multiple skleroz konusunda ya­pılanların ikincisi olan bu toplan­tıya, fizyoterapist, psikolog, sosyal görevli ve diğer ilgilenenlerin yanında, 8 Rum ve 11 Türk hekim katılmıştır. Öğrendiğimiz kadarıyla bu 11 hekim arasında özel kesimde çalışan hiçbir hekim yoktu. Bakan­lık yetkilisiyle yaptığımız görüşmede bu ayrımcı tutum hakkında, bize tatmin edici bir bilgi verile­memiştir.
Bilindiği gibi meslek içi eğitim için sağlanan çeşitli burslardan da sadece kamu görevlisi hekimler yararlandırılmakta ve öğrenilen yeni bilgiler (fötoskopi, plastik cerrahi, ultrasound vb.), bu hekimlerin kendi özel kliniklerinde büyük paralar karşılığında halkımıza satılmaktadır! Bu yasadışı duruma bir an önce son verilmesi gerek­mektedir. Özlük haklarına saygı gösterilmeyen özel kesimdeki hekimlerin bu şekilde mağdur edilmesi, meslektaşlar arasında büyük bir hoşnutsuzluğa yol açmaktadır.
Sağlık Bakanlığı yetkililerini bir kez daha göreve çağırırken, tam gün yasasının eksiksiz uygulanması­nı, uygulanmayacaksa verilen yüzde 40 ‘lık maaş artışının dur­durulmasını, özel hekimlere yapılan “üvey evlat” muamelesine son verilmesini, özel kesimde çalışan onlarca yetenekli uzman hekimin devlet kadrolarına alınarak var olan personel eksikliğinin giderilmesini ve devlet tarafından halkımıza verilen sağlık hizmetinin düzeyinin yükseltilmesini talep ediyoruz. Sağlık Bakanının sözünü ettiği sağlık sigortası için gerekli ön­lemler, bir an önce alınmalı ve bu konu, seçim malzemesi olarak istismar edilmemelidir, diyoruz.


(Ortam gazetesi, 30 Ekim 1989)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder