25 Mayıs 2022 Çarşamba

PROTOKOL, CENEVRE SÖZLEŞMESİ ÇERÇEVESİNDE DE DEĞERLENDİRİLMELİDİR

Silahlı çatışma bölgeleri ve işgal edilmiş topraklardaki sivil kişiler, savaş sırasındaki sivil kişilerin korunması ile ilgili ve 12 Ağustos 1949 tarihli 4. Cenevre Sözleşmesindeki 159 madde ile korunmuşlardır. İşgaller, geçici bir süreyle olur ve işgal güçleri, kendi yönetimleri altında korunmakta olan kişilerin çıkarlarının güvence altına almakla yükümlüdürler.

Sözleşmenin 4. Maddesi, koruma altına alınmış kişinin tanımını yapmaktadır. Aynı sözleşmenin 3. Kısmı, işgal bölgesinde “koruma altına alınmış kişilerin statüsü ile onlara nasıl davranılacağını belirleyen kurallar koymuştur (Madde 27-141). Böylece sivil kişiler, cinayet, işkence veya vahşetten; ırk, milliyet, din veya siyasal görüş temelinde ayrımcılık görmekten korunmaktadır.
Sözleşmenin 49(6). Maddesine göre, işgal gücü, kendi nüfusunun bir kısmını, işgal ettiği bölgeye zorla göndermeyecek veya aktarmayacaktır.

Birleşmiş Milletler örgütünün Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak aldığı çeşitli karar ve açıklamalarda, Kıbrıs’taki demografik yapının değiştirilmesinden duyulan üzüntü dile getirilmiştir. Örneğin BM Genel Kurulu’nun 20 Kasım 1975 tarihli ve 3395 numaralı kararında, “bütün taraflar, Kıbrıs’ın demografik yapısında değişiklikler yapma da içinde, 3212 numaralı karara ters düşecek tek yanlı eylemlerden kaçınmaya” çağrılmaktadır. 9 Kasım 1978 tarihli ve 33/15 numaralı BM Genel Kurulu kararında da, “Kıbrıs’ın demografik yapısını değiştirmiş olan bütün tek yanlı eylemlerle ilgili olarak da” üzüntü duyulduğu ifade edilmektedir. BM Genel Kurulu, 20 Kasım 1979 tarihli (No.34/30) ve 13 Mayıs 1983 tarihli (No.37/253) kararlarında da bu durumu yeniden teyit etmiştir.

Hatırlanacağı gibi, BM Güvenlik Konseyi’nin 18 Kasım 1983 tarihli ve 541 sayılı kararı ile bütün ülkelerin Kıbrıs Cumhuriyeti'nden başka bir Kıbrıs devletini tanımaması istenmişti.
BM “Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması ile ilgili Alt Komisyon”un 2 Eylül 1987 tarihli kararında ise şöyle denmektedir:
“Bir çeşit sömürgecilik oluşturan ve Kıbrıs’ın demografik yapısını yasadışı olarak değiştirme girişimi olan, Kıbrıs’taki işgal altındaki bölgelere yerleşimcilerin getirilmesi politikası ve uygulamasından da endişe duyulmaktadır.”

Zaman zaman görüşme masasında da konuşulan ve Türkiye’den Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgelerine aktarılmış olan bu nüfustan bütün BM belgelerde hep dolaylı olarak söz edilmektedir. Ama Kıbrıs sorununun çözümlenmesi aşamasında mutlaka halledilmesi gereken ana konulardan birisini oluşturmaktadır.

2003 yılında yazdığımız “Kıbrıs’a taşınan Türkiyeli nüfusun durumu” başlıklı bir makalede bu duruma değinmiş ve makalenin girişinde şu saptamada bulunmuştuk:
“1974 yazında Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının %37’lik kuzey kısmını askeri işgal altına alması ardından “mevsimlik işçi” adıyla adaya taşınan Türkiyeli nüfus, son dönemlerde Kıbrıs Türk kamuoyunda tartışma konusu olmaya başlamıştır. Kendilerine KKTC yurttaşlığı verilerek, yıllardır işgal rejimine siyasi destek vermek üzere oy deposu olarak kullanıldıklarını ifşa etmiş olan TC’li nüfusun uluslararası hukuktaki yeri de, artık haklı olarak sorgulanmaktadır.” (Afrika gazetesi, 3-4-5 Eylül 2003) https://can-kibrisim.blogspot.com/.../kibrisa-tasinan...

14 Nisan 2022’de Ankara'da imzalanan ve 20 Mayıs 2022’de Resmi Gazete’de yayımlanan “2022 Yılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması" ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1974 yazından beri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin işgali altında tutulan bölgede yapılmak istenen ve protokolde belirtilen amacı da aşan diğer değişiklikler, konuyu 1949 tarihli 4. Cenevre Sözleşmesi bağlamında yeniden değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır.

(23 Mayıs 2022, Lefkoşa)

30 Nisan 2022 Cumartesi

AHMET CAVİT AN DA TÜRKİYE’YE ALINMADI

 

Türkiye’ye bir giriş yasağı daha

11 Temmuz 2021 – 17:40 – yeniduzen.com

Cumhurbaşkanlığı Eski Basın ve İletişim Koordinatörü Ali Bizden’in ardından, Araştırmacı Yazar Dr. Ahmet Cavit An da bugün gittiği İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan “giriş yasağı” olduğu gerekçesiyle Türkiye’ye alınmadan geri gönderildi.

AHMET CAVİT AN DA TÜRKİYE’YE ALINMADI

Cumhurbaşkanlığı Eski Basın ve İletişim Koordinatörü Ali Bizden’in ardından, Araştırmacı Yazar Dr. Ahmet Cavit An da bugün gittiği İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan “giriş yasağı” olduğu gerekçesiyle Türkiye’ye alınmadan geri gönderildi.

Kanal Sim’e konuşan An, ablası ile birlikte İstanbul üzerinden İzmir’e transit gitmek için Ercan Havalimanı’ndan ayrıldığını, 06:20 uçağıyla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na gittiğinde ise, pasaport kontrolünde, görevliler tarafından “G-82” gerekçe gösterilerek ülkeye alınmadığını söyledi.

Havalimanında görevli polis eşliğinde üzerinde Göç İdaresi yazan bir odaya alındığını söyleyen An, kendisine, hakkındaki kararın 2020 yılının Eylül ayında alındığının, detaylı bilginin de Kıbrıs’taki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nden alınabileceğinin söylendiğini vurguladı.  

Cumhurbaşkanlığı Eski Basın ve İletişim Koordinatörü Ali Bizden de 6 Temmuz akşamı İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda “milli güvenliğe aykırı davranış” ithamı ile Türkiye’ye alınmamış ve sabaha kadar “Kabul Edilemez Yolcular Odası”nda tutularak, Kıbrıs’a geri gönderilmişti.

Ahmet Cavit An kimdir?

1950 yılında Lefkoşa'da doğan Ahmet An, İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonta Leipzig'de çocuk doktoru ünvanını aldı. 1982'den beri Lefkoşa'da serbest hekim olarak çalışmaktadır.

Ahmet Cavit An, Kıbrıs’a yönelik araştırma, inceleme ve kitaplarıyla da biliniyor.

________________________________________

G82 KODU NEDİR?

Ali Bizden’in Türkiye’ye girişine izin verilmemesine gerekçe olarak ‘G82’ kodu gerekçe olarak gösterildi.

‘G82’ kodu, “milli güvenlik aleyhine faaliyetler” olarak nitelendiriliyor ve bu kapsama alınan kişiler sınır dışı ediliyor.

Farklı harfler, farklı kategorilerden kişileri temsil ediyor.

 “A” kodu mahkeme kararlarını, “Ç” kodu geçici olarak ülkeye giriş yasaklarını, “G” ve “O” kodu ülkeye giriş yasaklarını belirtirken, “N” kodu ise (çalışma koşullu) izne dayalı girişle ilgili.

 

Bir Kıbrıslıtürk daha Türkiye’ye alınmadı: Ülkeye girişiniz yasak!

12 Temmuz 2021 – ozgurgazetekibris.com

Muhalif duruşuyla tanınan Kıbrıslıtürk Araştırmacı Yazar Dr. Ahmet Cavit An bugün İstanbul Havalimanı‘ndan Türkiye‘ye alınmadı ve kendisinin ülkeye giriş yasağı olduğu söyleyenerek ülkeye geri gönderildi

An, İstanbul Havalimanı’ndan Türkiye’ye alınmadı

Özgür Gazete‘ye konuşan Dr. An, ablasıyla birlikte İzmir‘e transit uçmak için bu sabah Ercan Havaalanı‘ndan saat 06:20 uçağıyla İstanbul’a gittiğini anlattı. İstanbul Havalimanı’nda polis kontrolü için sıraya girdiklerini belirten An, “Ablam kontrolden geçti, sıra bana gelince durdurdular. Sizi alamayız diyerek ‘G28 nedeniyle’ dediler” dedi. (G28: ‘Milli güvenlik aleyhine faaliyetler”’ olarak nitelendiriliyor ve bu kapsama alınan kişiler sınır dışı ediliyor)

“Ülkeye girişiniz yasak”

Polisin bu açıklamasından sonra kapısında ‘Immigration Department‘ (Göç Dairesi) yazan bir odaya alındığını belirten An, burada neden ülkeye giremediğinin sebebini sorduğunu ve verilen cevabı aktardı.

An, “2020 yılının Eylül ayında alınan bir kararmış bu. ‘Ülkeye girişiniz yasak’ dediler ve ancak Kıbrıs’a dönüp TC Lefkoşa Büyükelçiliği’nden bilgi alabileceğimi söylediler. Elime bir kağıt verdiler ve o kağıtta ülkeye kabul edilmeme nedenleri arasından, ‘Yasa Numarası: 65/58 Article 15-1B hakkında’ yazan maddeyi işaretlediler. Bir sonraki uçuşla da beni adaya geri gönderdiler” dedi.

Ahmet Cavit An kimdir?

Emekli Çocuk Doktrou olan Ahmet Cavit An aynı zamanda Araştırmacı Yazar’dır. An, 1989’da kurulan Bağımsız ve Federal Kıbrıs İçin Temas Grubu’nun da hem kurucuları arasında yer almış hem de Türk Koordinatörlüğü görevini yürütmüştür.   (Özgür Gazete/Özel Haber)

 

Türkiye’nin 'yasaklı Kıbrıslılar' listesi genişliyor: Araştırmacı yazar Dr. An geri gönderildi

KKTC Cumhurbaşkanlığı'nın eski basın ve iletişim koordinatörü Ali Bizden'ın ardından, araştırmacı yazar Dr. Ahmet Cavit An 'G-82' gerekçe gösterilerek Türkiye'ye alınmadı.

12 Temmuz Pazartesi 2021 -  gazeteduvar.com.tr

Nikolaos Stelya

LEFKOŞA - KKTC’nin eski cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın basın ve iletişim koordinatörü Ali Bizden’in ardından, araştırmacı yazar Dr. Ahmet Cavit An, giriş yasağı’ olduğu gerekçesiyle İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Türkiye’ye alınmadan geri gönderildi. Çocuk doktoru olan ve Kıbrıs’la ilgili sayısız kitap ve makaleye imza atan An, ablası ile birlikte İstanbul üzerinden İzmir’e transit gitmek için İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na vardığı esnada, pasaport kontrolünde, görevliler tarafından 'G-82' kodu gerekçe gösterilerek ülkeye alınmadı. 'G-82' kodu, 'milli güvenlik aleyhine faaliyetler' olarak nitelendiriliyor.

Havalimanında görevli polis eşliğinde üzerinde Göç İdaresi yazan bir odaya alınan An, kendisi hakkında Eylül 2020'de alınan bir kararın olduğu konusunda bilgilendirildi. Havalimanındaki yetkililer ayrıca An’a, detaylı bilgiye de Kıbrıs’taki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nden ulaşabileceğini söyledi.  An, ‘giriş yasağı’ temelinde başka bir uçak ile KKTC’ye geri gönderildi.

Kıbrıslı düşünürün başına gelenlerin benzerini geçtiğimiz hafta başlarında Cumhurbaşkanlığı'nın eski basın ve iletişim koordinatörü Ali Bizden de yaşadı. Kıbrıslı iletişim uzmanı, 6 Temmuz akşamı İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda ‘milli güvenliğe aykırı davranış’ ithamı ile Türkiye’ye alınmamış ve sabaha kadar 'kabul edilemez yolcular odasında' tutularak, Kıbrıs’a geri gönderilmişti.

AN SINIR DIŞI KARARI İÇİN NE DİYOR?

Geçtiğimiz senelerde, Kıbrıs'taki ve Türkiye'deki milliyetçi çevrelerle Kıbrıs sorunu temelinde karşı karşıya geldiğini söyleyen An, 'sınır dışı' kararı karşısında şaşkınlığını gizlemiyor. Kıbrıslı yazar 2003 yılında, Kıbrıs’ta sınır kapıları-barikatların açılmasından evvel AİHM nezdinde ‘örgütlenme özgürlüğü’ temelinde hukuki bir mücadele başlattığı hatırlatmasında bulunduktan sonra, kendisi hakkında, yıllar sonra 2020 Eylül’ünde Türkiye’ye giriş yasağı verilmesine bir anlam veremiyor.

“Karar nasıl ve neden alındı” sorusuna yanıt arayan An, İstanbul’da havalimanında yetkililerin kendisine bir mektup verdiğini ve bu mektupta milli güvenliğe atıf bulunduğuna dikkat çekiyor. An, KKTC pasaportu sahip vatandaşlarla ilgili söz konusu işlem sonucunda 1 aydan 5 yıla kadar ülkeye giriş yasağının gündeme geldiğini de vurguluyor.

KKTC'YE ELEŞTİRİ

Kıbrıs konusunda federal çözümden hiçbir zaman taviz vermediği ve Türkiye’nin 1960 anlaşmaları hilafında hareket ettiği görüşlerini dillendiren An, kendisi hakkında Türkiye’ye giriş yasağı konduğu dönemde Mustafa Akıncı liderliğinin bir savunucusu konumunda olmadığı, KKTC’nin eski cumhurbaşkanıyla Kıbrıs meselesinde ayrı düştüğü noktaların olduğunu da belirtiyor.

Kıbrıs’a yönelik araştırma, inceleme ve kitaplarıyla tanınan çocuk hekimi An, son gelişmeler karşısında KKTC yönetiminin takındığı tavrı da eleştiriyor. An’a göre bu tavır ‘egemen KKTC’ iddiasıyla bağdaşmıyor.

'KAMU MENFAATİ' İDDİASI

Bizden ile An’ın Türkiye’de karşılaştığı muamele Kıbrıs’ta ‘yasaklılar listesi’ tartışmasını alevlendirdi. Söz konusu listede birçok Kıbrıslı aydının bulunuyor olma ihtimali, Kıbrıs’taki muhalefetin tepkisine neden oldu. Son gelişmelere KKTC’deki iktidar kesimleri de tepki verdi.

Kıbrıs basınına konuşan iktidardaki Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri, Oğuzhan Hasipoğlu, "Yaşananlar Türkiye’nin kendi kamu menfaatiyle ilgili” dedi. Parti olarak, şu ana dek bir tasarruflarının olmadığı bilgisini de paylaşan Hasipoğlu ayrıca, "Bu, partinin meselesi değildir. Gerek görülmesi halinde, gereken adımları Dışişleri Bakanlığı atacaktır” ifadelerini kullandı.

BİZDEN, TATAR'DAN GÖRÜŞME TALEP ETTİ

Bu arada geçtiğimiz hafta Türkiye’den sınır dışı edilen Bizden, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’dan görüşme talep ettiğini açıkladı. “Ersin Tatar ile görüşme talebimi kendilerinin cumhurbaşkanlığındaki özel asistanına ilettim” açıklamasında bulunan Bizden, şöyle konuştu: “Kabul etmeleri durumunda, kabul edilemez durum hakkındaki düşüncelerimi iletip kendilerinin düşünce ve değerlendirmelerini dinleyeceğim. KKTC cumhurbaşkanlığına kabulüm mümkün değilse de bana bildirmelerini rica ettim."

 

An: Onların bürokrasisi de böyle çalışır

13 Temmuz 2021    -   ozgurgazetekibris.com

Türkiye’ye ‘milli güvenlik aleyhine faaliyetleri’ gerekçesiyle alınmayan ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Kıbrıs’a geri gönderilen yazar Dr. Ahmet Cavit An, söz konusu kararın barış ve çözüm yanlılarını korkutma amacı taşıdığını söyledi

An: Karar, barış ve çözüm yanlılarını korkutma amacı taşıyor

İzmir’e gitmek üzere Ercan Havalimanı’ndan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na sabah saat 06.20’de inen araştırmacı yazar Dr. Ahmet Cavit An, “G-82” olarak kodlanan ‘milli güvenlik aleyhine faaliyetler’ gerekçesiyle ilk uçakla geri gönderildi. Havalimanında görevli polis eşliğinde üzerinde “Göç İdaresi” yazan bir odaya alındığını belirten An, kendisine, hakkındaki kararın geçen yıl Eylül ayında alındığını ve detaylı bilginin de Kıbrıs’taki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nden alınabileceğinin söylendiğini aktardı. Kıbrıs’ın alternatif tarihi üzerine çalışmaları bulunan Cavit An, yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı’ndan gazeteci Sedat Yılmaz’a anlattı.

An: Karar barış yanlılarına karşı

İnternette edindiği bazı bilgilere göre aynı konumda 32 kişilik bir liste olduğunu ifade eden An, hakkındaki kararın geçen yıl Eylül ayında alındığını ve bunun da son cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bir ay öncesine tekabül edilmesinin tesadüf olmadığını dile getirdi. Kararın Kıbrıslı aydın, muhalif ve barış yanlısı olanlara karşı olduğunu belirten An, “Seçim öncesi federasyon yanlılarını, çözüm yanlılarını, barış yanlılarını, Türkiye’nin buradaki işgaline karşıt olanları bir liste yapın dediler herhalde. Biz bunları korkutalım dediler. Böyle istediler. Onların bürokrasisi de böyle çalışır” dedi.

“46 senedir ne yapıyorsun?”

Bu kararın siyasal olduğunun altını çizen An, 2003’te Türkiye’ye karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne açtığı davayı kazandığını hatırlattı. Daha önce Facebook sayfasında başkasına ait paylaştığı bir karikatürde Türkiye’ye terörist denildiği yönünde suçlamalara da maruz kaldığını vurgulayan An, “Kaldı ki şimdi ben Türkiye’ye terörist dersem, o karikatürde olduğu gibi, haksız sayılmam. Sen Suriye’nin kuzeyini işgal ettin, Irak’ın kuzeyini işgal ettin. Benim ülkemde de 160 bin Kıbrıs Rum’u, 40 bin Kıbrıslı Türk’ü göçmen yaptın. Adada 46 senedir ne yapıyorsun? Bu sürede 150 bin nüfus aktardın, Kıbrıs Türkleri azınlığa düştü” diye konuştu.

G82 kodu nedir?

“G82” kodu, “milli güvenlik aleyhine faaliyetler” olarak nitelendiriliyor ve bu kapsama alınan kişiler sınır dışı ediliyor. Farklı harfler, farklı kategorilerden kişileri temsil ediyor. Buna göre, “A” kodu mahkeme kararlarını, “Ç” kodu geçici olarak ülkeye giriş yasaklarını, “G” ve “O” kodu ülkeye giriş yasaklarını belirtirken, “N” kodu ise (çalışma koşullu) izne dayalı girişle ilgili.

 

'Kırılma noktası'

13 Temmuz 2021 – yeniduzen.com - Ayşe GÜLER

‘Güvenlik’ gerekçesiyle Türkiye’ye alınmayan KKTC Cumhurbaşkanlığı eski Basın ve İletişim Koordinatörü Ali Bizden’in ardından, Kıbrıslı Araştırmacı Yazar Ahmet Cavit An’ın da girişine izin verilmemesi, gözleri ‘yasaklı listesine’ çevirdi.

 ‘Güvenlik’ gerekçesiyle Türkiye’ye alınmayan KKTC Cumhurbaşkanlığı eski Basın ve İletişim Koordinatörü Ali Bizden’in ardından, Kıbrıslı Araştırmacı Yazar Ahmet Cavit An’ın da girişine izin verilmemesi, gözleri ‘yasaklı listesine’ çevirdi.

Her iki isim, detaylı açıklama için Kıbrıs’taki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne yönlendirilse de henüz bilgi paylaşımı yapılmadı.

Bilgi almak için aradığımız Polis Basın Subaylığı da resmi açıklama yapılmazken, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı İsmet Korukoğlu ise geçtiğimiz gün yapılan açıklamaya ek bir bilgi vermenin mümkün olmadığını, istişarelerin sürdüğünü belirtti.

Öte yandan 'milli güvenliğe aykırı davranış' ithamı nedeniyle Türkiye’ye girişinin yasaklandığını, İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndaki pasaport kontrolü sırasında öğrenen Bizden ise Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’dan görüşme talep etti.

Bir haftalık sürede hem Bizden, hem de An’ın Türkiye’ye alınmaması, akıllara  ‘sır’ gibi saklanan yasaklı listesinde kimlerin olup olmadığı sorusunu da getirdi. 

Barolar Birliği Başkanı, Avukat Hasan Esendağlı konuyla ilgili endişelerini dile getirdi, Türkiye’nin KKTC vatandaşlarına yönelik yaklaşımını ‘dikkat çekici’ ve ‘kırılma noktası’ olarak değerlendirdi.

Esendağlı, KKTC’deki yetkililerin yaşananlarla ilgili herhangi bir girişim yapmayarak, sessiz kalmalarından duyduğu kaygıyı da dile getirerek, konunun takipçisi olacaklarını aktardı.

Liste Eylül ayında oluşturuldu…

Bizden ve An’ın verdiği bilgiler dikkate alındığında ‘yasaklı listesine’ yönelik kararın geçtiğimiz yıl, Eylül ayında alındığı görüldü.

‘Giriş yasağı’ listesinin Ekim ayında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde oluşturulması da dikkat çekti.

Türkiye’ye giriş izni verilmeyen Kıbrıslı Araştırmacı Yazar Ahmet Cavit An, YENİDÜZEN’e konuştu:

“Giriş yasağı varsa, bu kararı kim aldı?”

Türkiye’ye giriş izni verilmeyen Kıbrıslı Araştırmacı Yazar Ahmet Cavit An, YENİDÜZEN’e konuştu, “Yaşanılanları düşünce ve fikir özgürlüğü anlamında değerlendirmek gerekiyor. Hakkımda giriş yasağı var denildi, ülkeye alınmadım. Bana kabul edilemeyen yolcu formu gösterildi, 10-15 gerekçe vardı” dedi.

An, “Giriş yasağı varsa, bunu kim aldı? Başkalarına da bu karar alındıysa neden duyurulmaz?” diye sordu.

Giriş yasağı ile ilgili gerekli bilginin TC Lefkoşa Büyükelçiliği tarafından verileceğinin ifade edildiğini söyleyen An, “Yasağın gerekçesini söylesinler, elçilik bize açıklasın” şeklinde konuştu.

An, şöyle devam etti: Türkiye’ye giriş yasağına yönelik kararın Eylül ayında alındığı ifade edildi. Ali Bizden ile aynı tarihler…

Bu olayı fikir ve düşünce özgürlüğü değerlendirmek gerekiyor.

 

Türkiye’ye bir giriş yasağı daha

Bizden: Tatar’ın değerlendirmelerini dinlemek istiyorum

Öte yandan KKTC Cumhurbaşkanlığı eski Basın ve İletişim Koordinatörü Ali Bizden, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’dan görüşme talep ettiğini açıkladı.

Bizden, görüşme talebinin kabul edilmesi halinde Türkiye’ye girişinin yasaklanmasına yönelik düşüncelerini ileteceğini ve Tatar’ın bu konudaki değerlendirmesini dinlemek istediğini belirtti.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bizden, şöyle dedi: Ersin Tatar ile görüşme talebimi kendilerinin Cumhurbaşkanlığındaki özel asistanına az önce ilettim. Kabul etmeleri durumunda kabul edilemez durum hakkındaki düşüncelerimi iletip kendilerinin düşünce ve değerlendirmelerini dinleyeceğim. KKTC Cumhurbaşkanlığına kabulüm mümkün değilse de bana bildirmelerini rica ettim.

Bizden: Tatar’dan görüşme talep ettim

Barolar Birliği Başkanı, Avukat Hasan Esendağlı:

“Endişeliyim, kırılma noktası…”

Barolar Birliği Başkanı, Avukat Hasan Esendağlı, Ali Bizden’den sonra Ahmet Cavit An’ın da Türkiye’ye girişinin yasaklanmasıyla, Türkiye’deki hükümetin bazı Kıbrıslı Türklere yönelik, daha sistemli denilecek bir uygulama içinde olduğunu gösterdiğini belirtti.

Türkiye’nin KKTC vatandaşlarına yönelik yaklaşımını ‘dikkat çekici’ ve ‘kırılma noktası’ olarak değerlendiren Esendağlı, bu konuda endişe taşıdığını aktardı.

Esendağlı, KKTC’deki yetkililerin yaşananlarla ilgili herhangi bir girişim yapmayarak, sessiz kalmalarından duyduğu kaygıyı da dile getirdi.

“Türkiye, KKTC’nin resmi ilişki içerisinde olduğu tek ülke. Oradan da KKTC vatandaşlarına milli güvenlik tehdidi gerekçesiyle engel konulması, özellikle dünyaya erişim noktasında sıkıntı olan KKTC’li vatandaşlar açısından ciddi bir olaydır” şeklinde konuşan Esendağlı, hem sebeplerini hem de sonuçlarını takip edeceklerini aktardı.

“Türkiye, ifade özgürlüğü açısından sorunlu…”

“Türkiye Cumhuriyeti, düşünce ve ifade özgürlüğü anlamında sorunlu bir yer” diyen Esendağlı, orada TC vatandaşlarına yönelik uygulamaların bunu gösterdiğini kaydetti.

Esendağlı, “Artık idrak etmemiz gereken şey, bu yaklaşımın KKTC’de de muhalif unsur olarak gördüklerine sirayet edeceği noktasıdır” dedi.

Türkiye’nin KKTC’deki muhalif seslere olumsuz bir yaklaşımı olduğunu dile getiren Esendağlı, ilk kez böyle bir tavır içerisine girildiğini belirtti.

Esendağlı, “Her devletin kendi egemenliği altındaki ülkeye girişleri düzenleme noktasında yetkisi var. Bu yetkinin kullanış şekli anlamında buradan yapılacak eleştirilerin çok anlamı olmaz” dedi.

Dışişleri Bakanlığı, Ali Bizden'in Türkiye'ye girişine izin verilmemesi üzerine gerekli girişimlerin yapıldığını, istişarelerin devam ettiğini açıkladı.

Dışişleri'nden yapılan açıklama şöyle:

Cumhurbaşkanlığı Basın ve İletişim eski Koordinatörü Ali Bizden’in 6 Temmuz 2021 tarihinde İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanında Türkiye Cumhuriyeti’ne giriş yapmasına müsaade edilmemesinin öğrenilmesi üzerine, Bakanlığımız ile Ankara Büyükelçiliğimiz ve İstanbul Başkonsolosluğumuz Türkiye Cumhuriyeti ilgili makamları nezdinde gerekli girişimleri yapmıştır. Vatandaşımızın durumuna ilişkin Türkiye Cumhuriyeti ilgili makamları ile istişare devam etmektedir.

 

PROF. DR. LEVENT KÖKER “Toplu bir çıkış lazım”

 “…Ersin Tatar’ın seçildiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mustafa Akıncı tehdit edildiğini açıkladı. Herkes bunu normal karşıladı. Bu korkunç bir şey…Böyle bir şey olabilir mi?...”

30 Temmuz 2021  yeniduzen.com

Türkiye ve KKTC arasında yarım asırdır iç siyasetteki müdahale örneklerinin tartışıldığını hatırlatarak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden başlayarak son dönemde yaşananlarla ilgili değerlendirmelerini soruyorum Levent Köker’e… Şöyle konuşuyor;

“Eskiden beri müdahale oluyor deniliyor ama Ersin Tatar’ın seçildiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mustafa Akıncı tehdit edildiğini açıkladı. Herkes bunu normal karşıladı. Bu korkunç bir şey…Böyle bir şey olabilir mi?”

Ünlü ve medyatik mafya lideri Sedat Peker’in ifşaatlarını da değerlendiren Köker, bu ifşaatlarla Kutlu Adalı cinayetinin yeniden gündeme geldiğine ancak daha ifşa edilmemiş birçok başka isim ve olay da olabileceğine işaret ediyor.

“…Şimdi sormak lazım Mustafa Akıncı hakkında da acaba böyle bir Türkiye’ye giriş yasağı kararı var mı?...”

“Ali Bizden’in Türkiye’ye girişinin yasaklanmasıyla ilgili olarak ise, “Türkiye ne pahasına olursa olsun bu kadronun yeniden iş başına gelmesini istemiyor” diyor ve eğer seçilmiş olsaydı bu yasaklamanın belki Akıncı görevdeyken de yaşanabileceğine işaret ediyor ve dikkat çekici bir noktanın altını çiziyor;

“Cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale olmasaydı zaten seçimi Mustafa Akıncı kazanacaktı. Şimdi sormak lazım Mustafa Akıncı hakkında da acaba böyle bir Türkiye’ye giriş yasağı karar var mı?”

Türkiye’ye giriş yasaklılar konusunda 20-25 kişilik bir listeden bahsedildiğine işaret eden Levent Köker, bu listenin özellikle Akıncı yönetimiyle ilgili bir liste olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Yine Türkiye’ye girişi yasaklanan Ahmet Cavit An’ın Türkiye Kültür Bakanlığı resmi internet sitesinde özgeçmişinin olduğunu da ifade eden Köker, buradaki tutarsızlığa işaret ediyor.

Müdahale konusunda Türkiye’nin de ağır bir krizi olduğunu belirten Levent Köker, 2017 Anayasa referandumunda yaşanan açıktan müdahalelerle ciddi bir meşruiyet sorunu yaratıldığının altını çiziyor. (…)

 

Dr. Ahmet Cavit An, işbirlikçiler ve TRNC foreverciler!

Serhat İncirli –  7 Kasım 2021 – yeniduzen.com

Dr. Ahmet Cavit An… Daha önce de yazmıştım… Çocukluk – gençlik dönemimizde, yaz aylarında ailesiyle Yeşilırmak’a tatile gelen biriydi… Sürekli elinde kitap vardı… Belki de “şimdilerde çok yapamıyor olsam da”, “okuma” sevgisini kazandıran kişilerden biri olmuştur…

-*-*-

Çok kibar, çok bilgili bir büyüğümüzdü… Hala öyledir… Ve doktordu… Şimdi 71 yaşında…  Yazdığı kitapların, araştırmaların sanırım tümünü okudum… Özellikle “Kıbrıs’ın yetiştirdiği değerler” adlı iki kitap çalışması, bu ülkede benzersizdir…

-*-*-

Elbette Kıbrıs ile ilgili düşünceleri, yönetenlerimizden, ağalarımızdan, biat – itaat edenlerden ve haliyle biat – itaat edilenlerden falan çok farklı… KKTC’de, “Özgür bir yurt istemeyeceksin, istersen de, cezalandırılacaksın” diyenler bir hayli fazla ne yazık ki…

Doktorumuz, bunlara “TRNC foreverciler ve işbirlikçiler” diyor!

-*-*-

Faiz Sucuoğlu yeni kabineyi açıkladı ya geçen gün… Sim Tv’deki programımda, reklam arasına giderken, “Sucuoğlu kabinesini ele geçirdim; reklamlardan sonra ilk ben açıklıyorum” dedim… Şaka yapmaya çalıştım aslında… Ama o reklam arasında, en az 10 kişi aradı…

Amma meraklıyız ha kimin bakan olacağına! Oysa, mevcut yapı içerisinde kimin bakan olduğunun bir önemi yok ki! Hepimiz Kıbrıslı deyişiyle, “tıpkısının aynıyız”… Bazı bölgelerde, “aynısın gibin” diyenler de var sanırım… Kimimiz biatçı – itaatçı ve de dibine kadar işbirlikçi ama çoğunluk ne yazık ki doktorumuzun dediği gibi, “TRNC foreverci”…

-*-*-

Neyse, şaka maksatlı kurduğum kabinede Dr. Ahmet Cavit An’ı da “Sağlık Bakanı” yaptım…

Bu ülkede belki de bu görevi yapabilecek en yeterli insanlardan biridir… İlk mesaj annemden geldi; “… Keşke bu saydıkların olsa”… Çünkü öyle bir kabine yazdım ki; ceplerini, ailelerini, hısımlarını, kredilerini, arsalarını, ganimetlerini değil; ülkelerini çok seven insanlardı onlar…

-*-*-

Ve tümü, aynı zamanda Türkiye’ye girmesi yasak olabilecek kişiler… En azından Dr. An ve Ali Bizden hocam ki her ikisi de kabinedeydi; tescilli “girememiş olanlar”dandı…

-*-*-

Dr. An ile daha sonra yazıştık…  Kısa ama her şeyi anlatan bir mesajı var, izniyle sizlerle de paylaşmak istiyorum:

“… Merhabalar, beni sahte devletin sahte bakanı yapman hoş bir şakaydı. Teşekkür ederim. TC'ye giriş yasağı konusunda bir gelişme yok. Ne TBMM'deki Erkan Baş (TİP) ve Utku Çakırözer’in (CHP) soru önergeleri 15 günlük süre içinde yanıtlandı, ne de benim TC Lefkoşa Büyükelçiliği'ne avukatım aracılığı ile yapmam önerilen "nedenini öğrenme" dilekçeme yanıt geldi. En azından yasağın kaç yıl süreceğini söyleseler... 71 yaşındayım. Ağır bir hastalık durumum olsa, TC'ye gidemem, KC'de de sigortalı değilim, tedavi olamam. Kaldı ki büyük ablamın Ayvalık'taki evine de gidip bakamadık. Küçük ablam da İstanbul'da, buluşamadık. Erdoğan ve AKP zulmü mü desek? Buradaki işbirlikçiler ise kıllarını kıpırdatmadılar. Çözüm ise taa uzaklarda. 80 bin KC'de kayıtlı KT seçmenin, sadece 5 bin 604'ü yurttaşlık bilinci ile AP seçimlerine katılıyorsa, kuzeydeki yüzde 48'lik federalist oy'un ancak yüzde 8'i belki KC'den yanadır. Gerisi TRNC forever'ci olmalı! Selamlarımla...”

-*-*-

Fazla söze gerek yok… Doktorumuzun da dediği gibi; “… biatçılar, itaatçılar, işbirlikçiler ve  TRNC foreverciler yüzündendir ki; tükeniş hızımız artıyor… Ve ne yazık ki uyuyoruz…”

 

"Avrupa vatandaşı olan Kıbrıslı Türklere giriş yasağı uygulanması abesle iştigaldir”

19 Kasım 2021 - yeniduzen.com

Avrupa Parlamentosu üyesi Niyazi Kızılyürek, TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Türkiye’ye giriş yasağı getirilen bazı kişilerle ilgili “ülkeye girecek yabancılara ilişkin alınan kararlar her devletin kendi egemenlik yetkisindedir” sözlerine yanıt verdi.

Kızılyürek “Türkiye Avrupa Birliği’nden vize serbestisi isterken ve Adanın kuzeyine kendi nüfusunu yığarken Avrupa vatandaşı olan Kıbrıslı Türklere giriş yasağı uygulaması abesle iştigaldir” vurgusunda bulundu.

Niyazi Kızılyürek “Hiçbir açıklama yapmadan, sadece “milli güvenlik” gerekçesiyle Türkiye’ye sokulmayan kişiler, AKP’nin 2004 yılında kendi çıkarları için can simidi gibi sarıldığı kişilerdi… Bu da AKP’nin nereden nereye geldiğinin açık bir göstergesidir” dedi.

Kızılyürek’in açıklamasının tamamı şöyle:

Türkiye’nin Federal Kıbrıs’ı destekleyen ve iki devletli çözüme karşı çıkan Kıbrıslı Türklere karşı düşmanca tutumu ne yazık ki her gün daha kötüye gitmektedir. Kıbrıslı Türk Federalistler baskı altına alınırken, ayrılıkçı milliyetçiler Türk Hükümeti’nin desteği ile cesaretlendiriliyorlar.

Türkiye Avrupa Birliği’nden vize serbestisi isterken ve Adanın kuzeyine kendi nüfusunu yığarken Avrupa vatandaşı olan Kıbrıslı Türklere giriş yasağı uygulaması abesle iştigaldir!

Hiçbir açıklama yapmadan, sadece “milli güvenlik” gerekçesiyle Türkiye’ye sokulmayan kişiler, AKP’nin 2004 yılında kendi çıkarları için can simidi gibi sarıldığı kişilerdi… Bu da AKP’nin nereden nereye geldiğinin açık bir göstergesidir.

Çavuşoğlu ne demişti?

Aralarında siyasetçi, yazar ve gazetecilerinin de bulunduğu Kıbrıslıtürk bazı isimlerin ‘Türkiye’ye giriş yasağı’ olduğu gerekçesiyle ülkeye alınmamasına ilişkin iddialar TBMM’deki bütçe görüşmelerinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na soruldu.

Gazete Duvar’ın haberine göre, TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi CHP Milletvekili Utku Çakırözer’in sorularını yanıtlayan Bakan Çavuşoğlu, “Ülkeye girecek yabancılara ilişkin alınan kararlar her devletin kendi egemenlik yetkisindedir” dedi.

Çavuşoğlu aralarında gazeteci, siyasetçi ve aydınların bulunduğu KKTC’lilerin Türkiye’ye alınmamasını yalanlamazken, Çakırözer’in “KKTC vatandaşlarının Türkiye’ye girişine yasak getirilmesinin gerekçesi nedir? Yasak getirilen kişi sayısı kaçtır?” sorularını ise yanıtsız bıraktı.

Çavuşoğlu’nun yanıtını eleştiren Çakırözer şöyle dedi:

“Ortada Kıbrıs basınına da yansıyan vahim iddialar var. 42 kişinin muhalif oldukları gerekçesiyle Türkiye’ye alınmadığı yazılıp, çiziliyor. Hem ‘KKTC bağımsız devlet olsun’ diyorsunuz hem içişlerine karışıyorsunuz. ‘Kıbrıs Türkünün hakkını, hukukunu biz savunacağız’ diyorsunuz, Kıbrıslı gazeteci, siyasetçi ve aydınları ülkeye almayarak oradaki insanların hakkını, hukukunu önce siz çiğniyorsunuz. Bu nasıl bir çelişkidir? KKTC’li gazeteci, siyasetçi ve aydınların Türkiye’ye alınmaması ‘egemenlik yetkisi’ olarak geçiştirilemez. Bu insanların ülkeye alınmamasının, bu hukuk dışı muamelenin gerekçesi nedir? Neden Türkiye’ye alınmadıkları hem onlara hem de kamuoyuna derhal açıklanmalıdır."

Guardian’dan skandal Kıbrıs yorumu. İngilizlerin yeni Kıbrıs senaryosu

9 Ocak Pazar 2022  (odatv.com)

Haberin spotunda “Ekonominin serbest düşüşte olması ve siyasi müdahale iddiaları ile insanlar federal geleceği savunmak için sokaklara döküldüler” ifadeleri kullanıldı...

İngiliz The Guardian gazetesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile ilgili bugün dikkat çeken bir habere imza attı.

“Türkiye'ye karşı artan öfke, krizden etkilenen kuzey Kıbrıs'ta yeniden birleşme çağrılarına yol açtı” başlıklı haberde adada ekonomik kriz nedeniyle birleşme politikasını yeniden ortaya çıktığını iddia etti.

Haberin spotunda ise “Ekonominin serbest düşüşte olması ve siyasi müdahale iddiaları ile insanlar federal geleceği savunmak için sokaklara döküldüler” ifadeleri kullanıldı.

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil, Kuzey Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı, Bağımsız ve Federal Kıbrıs Hareketi'nin kurucularından Ahmet Cavit An, Kıbrıs Basın-Sen Başkanı gazeteci Ali Kismir’in görüşlerine yer verilen haberde ekonomik krizin KKTC’yi derinden etkilediğine yer verildi. (…)

Habere göre listede yer aldığı düşünülen Kıbrıslı Türkler, yeniden birleşme arzularında birleşiyorlar ve AB'nin en doğudaki üye devletinin bölünmüş kalması gerektiği yönündeki her türlü öneriye karşı çıkıyorlar.

Gazete haberin devamında ise adada Rumlarla birleşmeyi savunarak şu ifadeleri kullanıyor:

Bağımsız ve Federal Kıbrıs Hareketi'nin kurucularından olan Ahmet Cavit An için, geçen yaz İstanbul havaalanında göçmenlik memurları tarafından durdurulmasının anısı hala acı bir şekilde canlı. 71 yaşındaki emekli çocuk doktoru, “İstenmeyen kişi olduğumu söylediklerinde pasaport kontrolündeydim” diyor. “Daha sonra daha fazla bilgi için Lefkoşa'daki Türk büyükelçiliğine yazmam gerektiği söylendi. Avukatım açıklama talep eden taahhütlü bir mektup gönderdikten beş ay sonra hâlâ bir yanıt alamadık.”

2003 yılında kazanılan tarihi bir davada An, iki toplumlu toplantılara katılmak için adanın tampon bölgesine geçmesi engellendiği için Ankara'yı Avrupa insan hakları mahkemesine götürdü. “Öğrenmek istediğim şey, hayatıma devam edebilmem için bu yasağın süresi” diyor.

Ekim ayında Avrupa Gazeteciler Federasyonu, kuzey basın sendikasının başkanı Ali Kismir'in İstanbul havaalanında gözaltına alındıktan ve Türkiye'ye girişi engellendikten sonra tutuklanmasını kınadı.

Türkiye'ye girişi engellenen dördüncü Kıbrıslı Türk olan Kismir, Ankara'nın Tatar'ın seçilmesini sağlamak için seçimlere müdahalesine itiraz eden tanınmış bir köşe yazarıdır. İnançları öyle ki sağ koluna hem Yunanca hem de Türkçe "barış" kelimesini taşıyan bir dövme yaptırıyor.

Son haftalarda Türk muhalefet milletvekilleri, Kıbrıslı Türklerin Türkiye'den men edilmesinin kötü durumunu da gündeme getirerek, bunun anavatanın azınlığı koruma arzusuna ters düştüğünü savundu. (…)