8 Aralık 2012 Cumartesi

KIBRIS'TA TARİH ÇALIŞMALARI

                                                                                       
Ahmet An

Gerek Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi’nin Başpiskoposluğu ve manastırlarına ait kronikler, gerekse Osmanlı dönemine ait el yazmaları konumuz dışında tutulacak olursa, basılmış kitap olarak bir Kıbrıslının kaleme aldığı, Kıbrıs tarihini kaydeden ilk eser Arhimandrit Kipriyanos tarafından, Rumca yazılan “İstoria hronologiki dis nisu” (Adanın Kronolojik Tarihi) adlı eserdir. Osmanlı yönetimi altındaki Kıbrıs’ta henüz basımevi olmadığı için, bu kitabın ilk basımı 1788 yılında Venedik’te yapılmıştı.
İngilizlerin 1878’de Kıbrıs’ın yönetimini devralmaları ardından, adada ilk basımevinin kurulması üzerine,  Kıbrıs’ta basılan ilk kitap olarak Kipriyanos’un sözü edilen eserinin Larnaka’da 1880’de gerçekleştirilen ikinci basımını görürüz. (Bak. Ahmet An, Kıbrıs’ta yayımcılığın başlangıcı ve Kıbrıs Türk Bibliyografyası (1878-1939), Yeni Kıbrıs, Ocak 1987)
Eski Türkçeyi çok iyi bilen bazı Kıbrıslı Rum yazarların, Kıbrıs’taki İngiliz yönetiminin başlarında Kıbrıs Rum gazetelerinde birçok türkolojik makale ve araştırmalar yayımladıkları kaydedilmiştir. Kıbrıslı Rum tarihçi Kostas P.Kyrris, örnek olarak şu makaleleri vermektedir:
Stasinos gazetesinin 22.12.1883 tarihli sayısında çıkan İ.K.Peristianis ile Naim Efendi’nin birlikte hazırladıkları, Sultan Aziz’in, Sina Manastırı ile ilgili, 21 Sefer 1289 tarihli bir fermanının  Rumca tercümesi. Foni tis Kipru gazetesinin 13.1.1884 tarihli sayısında yayımlanan Chr. Papadopulos’un “Adalara ait imtiyazlar hakkında” başlıklı makalesi. Bundan sonraki yıllarda da İeron. K.Peristianis, K.Myrianthopulos, A.K.İndianos, Loizos Filippu ve başkaları, Kıbrıs tarihiyle ilgili bazı Osmanlı belgelerini Rumcaya çevirip Elefteria, İsotis, Foni dis Kipru gibi gazetelerde ve dergilerde yayımlamışlardır. (Bak.Costas P.Kyrris, Peaceful Coexistence in Cyprus under British Rule (1878-1959) and After Independence: An Outline, Nicosia 1977, s.29-30)
Aslen Yunanlı olup Kıbrıs’ta bir süre yaşamış olan Filios Zannetos’un, 1910-1912 yıllarında Larnaka’da bastırdığı 3 ciltlik “Kıbrıs Adasının Tarihi” adlı eseri de anılmalıdır.
Yine Larnaka’da N.G.Kyriazis tarafından 1923 ile 1937 yılları arasında çıkarılan “Kipriaka Hronika” dergisi ile 1935’de yayımladığı “Kıbrıs Bibliyografyası” önemli çalışmalardır. 1936 yılında Kıbrıslı Rumlar tarafından kurulan “Kıbrıs Araştırmaları Derneği”nin yayın organı olan “Kipriake Spude” dergisi de, adanın tarihi ile ilgili birçok makale yayımlamıştır.
Cumhuriyet’in ilanı ardından, 1962’de kurulan Kıbrıs Araştırma Merkezi’nin 1965 yılından başlayarak günümüze kadar yayımladığı 50’ye yakın kitap ve belge toplamı ile “Epeteris” adlı yıllıklarından da söz edilmelidir. (Bak.Ahmet An, Kıbrıs’taki Araştırma Merkezleri, Rum Kesimindeki Merkez, Yeni Kıbrıs, Aralık 1986) 
           
                                  Kıbrıslı Türklerde tarih çalışmalarının geçmişi
Kıbrıslı Türkler tarafından yapılan Kıbrıs tarihi ile ilgili tarih çalışmalarına gelince: Bu bölümde, sadece kitaplaşmış çalışmalardan nicelik olarak, sadece isimlerini anarak söz edeceğiz. Kitapların nitelik olarak,  içeriklerinin değerlendirilmesine gidilmeyecektir. Bu değerlendirmelerimizin nerede yayımlandığına ilişkin bilgiler, parantez içinde verilecektir.
Kıbrıslı Türkler tarafından adada basılan ve Kıbrıs tarihiyle ilgili ilk Türkçe kitap, bir Osmanlı yazarı olan Ziver Bey’in “Kıbrıs Tarihi” adlı eseridir. Mirat-ı Zaman gazetesi matbaasında 1895 yılında basılmış olan bu eser, Kıbrıs’ın tarihini anlatan ilk Osmanlı kitabıdır. (Bak. Ahmet An, Kıbrıs'ta Türkçe Basılmış Kitaplar Listesi (1878-1997), KKTC Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları No.41, Ankara 1997) Midilli doğumlu olan yazar, kitabın önsözünde, “Kıbrıs’ı görmeden onun tarihini yazma durumunda kaldığı için” üzüntüsünü belirtmektedir. 100 sayfalık bu kitapta, eski çağlardan Lüzinyanlar devrinin sonuna kadar olan dönem anlatılmakta olup, son başlık altında Kıbrıs’ı Osmanlılardan İngilizlere devreden anlaşma, ana çizgileriyle özetlenmektedir. (Kitapla ilgili tanıtıcı yazı için Bak. Harid Fedai, İlklerden bir kitap, Ziver Bey’in Kıbrıs Tarihi, Yeni Kıbrıs, Eylül 1989 ve Harid Fedai, Ziver Bey'in Kimliği, Türk Bankası Kültür-Sanat Dergisi, Sayı:11, Kasım 1992))                              
           
                         Bir Kıbrıslı Türk tarihçi tarafından yapılan ilk çalışma
1906 yılında Lefkoşa'daki Foni dis Gipru Matbaasında 65 sayfalık "Muhtasar Kıbrıs Coğrafyası" adlı bir tercüme çalışması yayımlanmış bulunan Kıbrıs Maarif Dairesi Ketebesinden İbrahim Hakkı'nın 1920 yılında, Kıbrıs Mekatib-i İslamiyesi Müfettişi olarak, Lise tarih muallimi Mustafa Mithat ile birlikte "Muhtasar Kıbrıs Coğrafyası ve Muhtasar Kıbrıs Tarihi" adlı bir kitap yayımladığını görürüz. Kitap, Kıbrıs'ta değil de, İstanbul'daki Orhaniye Matbaasında bastırılmıştır. Tabi ve Naşiri: Tüccarzade İbrahim Hilmi, Mahalli tevzii: Kıbrıs'da Leymosun kasabasında kitabcı Hasan Veli Efendi'dir. (Tanıtımı için Bak. Harid Fedai, Söz gazetesi, 24-26 Kasım 1984)
1930'lu yıllara gelinceye kadar herhangi bir tarih kitabının basıldığını saptayamadık. Yalnız 1926 yılında Lise tarih öğretmeni Mustafa Mithat'ın "Muhtasar Kıbrıs Tarihi" adlı bir kitabının Lefkoşa'da basıldığına ilişkin bir bilgi var. Bunun, aynı adla "Muhahhedat Mecmuası Cilt:3-4"de yayımlanmış çalışmasının ayrı baskısı olduğu sanılmaktadır.
İlk baskısı on yıl önce İstanbul'da yapılan İbrahim Hakkı ve Mustafa Midhat'ın kitabının, 1930'da, Lefkoşa'daki Birlik Matbaasında "Mekteplere mahsus Küçük Kıbrıs Coğrafyası ve Küçük Kıbrıs Tarihi" adıyla (73 s.) M.Seyfi Kitabevi tarafından ikinci basımı yapılır (25.2.1930.) Aynı eserin üçüncü basımı yine M.Seyfi tarafından Lefkoşa'da gerçekleştirilir (2.10.1931)
           
                                               Önemli bir saptama
Mustafa Mithat Bey’in eşi olan Ulviye Hanım, 24 Ağustos 1935 tarihli Ses gazetesindeki bir makalesinde, o yıllardaki tarih çalışmalarıyla ilgili olarak bize şu bilgileri vermektedir:
“İşittiğime göre Kıbrıs tarihinin Rum cemaatına ait olan kültür kısmı tamamıyle mazbutmuş. Rumlar, kültür tarihlerini muhtelif eserlerle tesbit etmişler ve gelecek nesillerin istifadesi için hazırlamışlar. Buna mukabil Türkler şimdiye kadar bu mevzuu düşünmemişler bile! Zaten Kıbrıs Türkleri Kıbrıs tarihinin her safhasını ihmal etmişler. Hani Kıbrısın bir Edebiyat Tarihi? Hani bir İdare Tarihi? Umumi Tarihi bile bir mektep kitabından ibaret.
Kültür Tarihimiz hakkında şimdiye kadar yazılan yegane yazı, geçen sene Lise mecmuasında lisenin tarihine dair yazılan kısa makaledir. Kültürümüzün beşiği olan ilk okullarımızın terakki devirlerini gösteren bir makaleye çok ihtiyacımız var.”
Ulviye Hanım’ın sözünü ettiği makale, eşi Mithat  Bey’in “Kıbrıs Erkek Lisesi Mecmuası, 1933-1934 Yıllığı”nda çıkan “Lisenin Tarihi” (s.107-127) başlıklı yazısıdır. (Bak. Ahmet An, Kıbrıslı Türklerde Kimlik Araştırmalarının Geçmişi, Yeni Düzen gazetesi, 26 Eylül 1994)
           
                                              Birinci el kaynaklara dayanan ilk eser
Belki de bu boşluğu doldurmak amacıyla olacak, 1939 yılında Lefkoşa’da yayımlanan yeni bir tarih çalışması, yine Erkek Lisesi’nin tarih öğretmenlerinden olan Halil Fikret Alasya’nın “Kıbrıs Tarihi (M.E.1450 - M.S. 1878) ve Belli Başlı Antikiteleri” adlı eseridir (174s.). Osmanlı belgeleri ile Kıbrıs’taki Başpiskoposluk Arşivindeki Rumca belgeleri kullanan ilk Kıbrıslı tarihçilerden biri olan Alasya, o sıralarda Lefkoşa’daki Başpiskoposluk kütüphanecisi ve arşivcisi olan Konstantin Myrianthopulos’un yardımıyla birçok belgeyi incelemiş ve onunla Osmanlı dönemiyle ilgili olarak fikir alış-verişinde bulunmuştu. (Bak. C.P.Kyrris, agy)
Alasya daha sonra Kıbrıs’tan Türkiye’ye göç etmişti. Türkiye’ye göç etmiş bir başka Kıbrıslı Türk olan İsmet Konur, Denizli Lisesi’nde tarih öğretmenliği yaparken, 1938’de İstanbul’da “Kıbrıs Türkleri” adında bir kitap yayımlamış (201s.) ve kitabın ilk 22 sayfasını, Kıbrıs’ın tarihine ayırmıştı. Ama yazarın Kıbrıs'taki yönetime eleştirel yaklaşımı nedeniyle, kitabın adaya girişi yasaklanmıştı. 18 Ekim 1938 tarihli Söz gazetesinde konuyla ilgili şu haber yer almaktadır:
"Cuma günü neşredilen resmi gazetede ilan edildiğine göre, Türkiye'de basılıb neşredilen "Kıbrıs Türkleri" adındaki kitabın adamıza idhali kati surette yasak edilmiştir. Polis idaresi bazı ticaretane ve müesseselerde araştırmalar yapmış fakat bu kitabı bulamamıştır. Kitabın müellifi Denizli Tarih öğretmeni İsmet Konur'dur."
Konur’un ikinci kitabı, 1946 yılında Adana’daki Seyhan Basımevi'nde yayımlanmış olup, “Kıbrıs Tarihi ve Kıbrıs’taki Türk Eserleri” adını taşımaktadır (108s.) Bu kitabın Kıbrıs'taki satışı ise engellenmemişti. 
           
                                         İlkokullar için tarih kitabı
İngiliz Sömürge Yönetimine bağlı Kıbrıs Maarif Dairesi tarafından ilkokulların 5. ve 6. sınıfları için hazırlanan ve Londra’daki Longmans and Green Co.Ltd’de resimlendirilerek, 1951'de bastırılan iki kitaplık bir tarih çalışması daha vardır. Reşat Kazım, 1952 yılında yayımlanan “Türk ve Kıbrıs Tarihi” isimli esere dair” başlıklı bir makalesinde, bu kitapla ilgili olarak bize şu bilgileri vermektedir:
“Türk Tarihi" kısmı, bundan 4 yıl önce Vadili Başöğretmeni Osman Şakir ile müştereken yazılmıştır...Hazırlarken dayandığımız tarihi materyal; büyük Türkolog Dr.Rıza Nur’un 12 ciltlik Türk Tarihi ile Türk Tarih Kurumu’nun yayınladığı 4 ciltlik Tarih kitapları olmuştur...Kıbrıs Tarihi’ni zamanın Maarif Müdürü Mr.Sims yazmıştır.” (Halkın Sesi, 10 Aralık 1952)
İlkokul öğretmeni olan Fikri Karayel de, “Halk ve Çocuklara Resimli Kıbrıs Tarih Bilgisi” adlı kitabını  1951'de Lefkoşa’daki Bozkurt Basımevinde bastırmıştır.
           
                                       Federasyonun sonuçsuz kalan girişimi
1957 yılı sonuna gelindiğinde, Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu’nun “Kıbrıs Türklerinin Sosyal Tarihi” adı altında Türkçe ve İngilizce bir kitap yayımlamak fikrinde olduğunu öğreniyoruz. Federasyon tarafından yayımlanan konuyla ilgili bir duyuruda şöyle denmekteydi:
“Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu, “Kıbrıs Türklerinin Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Gelişmesi” ismi altında Türkçe ve İngilizce bir kitap yayınlamak fikrindedir...1878’den bu güne kadar sosyal, ekonomik ve kültürel hamlelerimiz nelerdir; bugünkü duruma karşı dün nasıldı? Her Kıbrıs Türkü bu sahalardaki gelişme tarihçesini bilmelidir. Kıbrıs Türklerini tetkik etmek isteyen ecnebilere bugünkü gelişmenin hangi şartlar altında elde edildiğini gösterebilmeliyiz... Sosyal Tarihi yazılmamış hiçbir cemaat tasavvur edilemez. Münevverlerimizin yardımı ile bu büyük boşluğu doldurmağa çalışmak Federasyonun bir vazifesidir. Yardımlarınıza muhtacız. Yazılar Türkçe veya İngilizce gönderilebilir. Elinizde Kıbrıs Türklüğü hakkında yazılmış kitap veya broşürler varsa, bunları lütfen Federasyon Sekreterliğine gönderiniz. Lazım gelen malumat alındıktan sonra size kitap veya broşürünüzü iade etmeği taahhüt ediyoruz.” Duyuruda devamla, bu şekilde hazırlanacak kitabın, yayımlandıktan sonra, federasyon yararına satışa çıkarılacağı belirtilmekte ve başvuruların yapılacağı adres verilmekteydi. (Bozkurt, 9 Kasım 1957)
Bu duyurudan üç ay sonra yapılan “25 Kıbrıs Liralık anketin neticesi” başlıklı bir başka açıklamadan ise şu bilgileri elde ediyoruz:
“Pek değerli doktorumuz Dr.Tahsin Gözmen’in göndermiş olduğu yazı muhteviyatı ve uzunluğu dolayısıyle hazırlanmakta olan Sosyal Tarihimiz’e ayrılmıştır. Esaslı bir tetkik ve uzun bir tecrübeye dayanan bu yazıyı “SOSYAL TARİH”imizde bekleyiniz.”
Yine K.T.Kurumları Federasyonu tarafından “Yarına Doğru” adlı bir eserin yayımlanmak üzere olduğu bu gazete haberinde şöyle duyurulmaktadır:
“Bu eser Kıbrıs Türklüğünün sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınma davasını ilgilendiren yazıları ihtiva ederek, Kıbrıs’ın her köşesinde Federasyon yararına satışa arzolunacak, Türkiye’nin bütün şehirlerine, ticaret odalarına ve konsolosluklara gönderilecektir.” (Halkın Sesi, 20 Şubat 1958)
Ne yazık ki her iki eser de basılamamış, yapılan hazırlık çalışmalarının akibeti hakkında da herhangi bir  bilgi elde edilememiştir.
1950’li yılların sonunda basılan bir başka tarih çalışması, o sıralarda Mağusa’daki Namık Kemal Lisesi’nde görev yapmakta olan Türkiyeli tarih öğretmeni Hüseyin Metin’e aittir. “Kıbrıs Tarihine Toplu Bir Bakış” adlı bu kitap (244s.) Lefkoşa’da K.T.Kurumları Federasyonu tarafından 1959’da bastırılmıştır. Yazar, kendisiyle yapılan bir söyleşide, Kıbrıslı Türkler hakkındaki çalışmalarına, 1956’da Kıbrıs’a tayin edilmezden önce, Adana’da başladığını ve 34 ay süreyle Ankara’daki Milli Kütüphane’de çalıştığını belirtmekteydi. (Nacak, 6 Kasım 1959)  
           
                                   Cumhuriyet dönemindeki tarih çalışmaları
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilan edildiği 1960 yılında ise, Atatürk Enstitüsü tarih öğretmeni Ahmet C.Gazioğlu’nun “İngiliz İdaresinde Kıbrıs-Statü ve Anayasa Meseleleri (1878-1960)” adlı çalışması yayımlanmıştır. İstanbul’da basılan bu kitap (320s.), uzun yıllar konusunda yazılmış tek kaynak kitap olarak kalmıştır. Kitabın önsözünde “ileride çıkacak ikinci ciltte “Enosis Mücadeleleri ve Türklerin Tepkileri” ve üçüncü ciltte de “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Gelişmeler”in inceleneceği duyurulmuş olmasına karşın, ikinci cilt ancak 36 yıl sonra yayımlanabilecektir.
Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi’nin Basın İrtibat Bürosu Yayınları adı altında 1961-62 ve 63 yıllarında teksir olarak yayımlanan Kutlu Adalı’’nın üç adet “Köy Raporları” ile 1963’de yayımladığı “Dağarcık- Geçtiğim Köylerden Notlar” adlı kitabı, Kıbrıslı Türklerin köy yaşamı ve köylerinin tarihsel geçmişi üzerine değerli çalışmalar olmuşlardır.
Bir de Türk Maarif Dairesince görevlendirilen özel bir komisyon tarafından hazırlanmış olan “Kıbrıs Tarihi Notları I-II-III” başlıklı ve 1962 yılında teksir halinde yayımlanmış bir tarih çalışması daha yapılmıştır. Ama bu metinler, öğrenemediğimiz nedenlerle okullarda okutulmamıştır.
1959 yılında “Türk Tarihi İçinde Kıbrıs” başlıklı bir kitap yayımlama kararı almış olan Türk Tarih Kurumu’nun, 7 Nisan 1961’de, “Kıbrıs’ın objektif bir tarihini yazmak için incelemelerde bulunmak üzere” bir profesörler heyetiyle Kıbrıs’a geleceğine ilişkin haberi basından öğreniyoruz. Heyette şu profesörler var: Şinasi Altındağ, Halil İnalcık, Tayyip Gökbilgin, Bekir Sıtkı Baykal ve Kurum Asbaşkanı Faik Reşit Unat (Bozkurt, 31 Mart 1961).
16 Nisan 1961 günü, sözü edilen heyet adadan ayrılmazdan önce, Lefkoşa’da yapılan bir toplantıda “Kıbrıs’taki 350 yıllık Türk idaresiyle ilgili belgeleri değerlendirmek amacıyla” bir Kıbrıs Türk Tarih Kurumu’nun kurulması için kurucu heyet seçilir (Bozkurt,17 Nisan 1961).
           
                                       Kıbrıs Türk Tarih Kurumu’nun kurulması
2 Temmuz 1961’de ise “Tarihimize ait kaynakları inceleyip yayımlayacak olan Kıbrıs Türk Tarih Kurumu” resmen kurulur. İlk Yönetim Kurulu şu kişilerden oluşturulur: Nazım Ali İleri (Başkan), Ali Süha ve Vergi Halil Bedevi (Başkan Yardımcıları), Kemal Durmuş (Genel Sekreter), M. Naim Aytaçoğlu (Sayman), Fikri Karayel ve H. Zihni İmamoğlu (faal üyeler). Denetleme Kurulu: Hizber Hikmet, Göral Mustafa, Özer Kutbittin. Haysiyet Divanı: Zeki Gündüz, Ali Haydar, İbrahim Necmi. (Bozkurt, 3 Temmuz 1961)
Türk Tarih Kurumu Heyeti üyelerinden olan Prof. Halil İnalcık, Kıbrıs Türk Tarih Kurumu’nun faaliyet konuları olarak şunları belirleyip önermişti:
“1. Kıbrıs Türk Müze ve Kütüphanesi’nin kurulması, 2. Ada üzerinde Türk devri eserlerinin tesbiti ve muhafazası, 3. Yazılı kayıtların aranması, tesbiti ve muhafaza altına alınması, 4. Derneğin yılda bir defa bir dergi çıkarması.” (Halkın Sesi, 10 Mayıs 1961)
Prof. İnalcık şöyle demekteydi: “Kıbrıs’taki konferansımda da söylediğim gibi, Kıbrıs’taki kadı tutanakları yardımı ile Kıbrıs tarihini bütün teferruatı ile meydana çıkarmak mümkündür. Fakat bunun için uzun çalışma gerektir. Ben bu çalışmayı Kıbrıs Türklerinin genç tarihçilerinden bekliyorum.” (Nacak, 5 Mayıs 1961)
Ancak  Kıbrıs Türk Tarih Kurumu, bir tabela örgütü olmanın ötesine geçemez. Türk Tarih Kurumu da sonraki yıllarda Kıbrıs sorununun yeniden alevlenmesine karşın, herhangi ciddi bir eser ortaya koyamaz.
Kıbrıs Türk Tarih Kurumun ilk yayını olarak Aralık 1965’de yayımlanan (Ocak ve Mayıs 1966’da 2. ve 3. baskılarını yapmıştır) ve dönemin Kurum Başkanı olan lise tarih öğretmeni Vergi H.Bedevi’nin “Başlangıçtan zamanımıza kadar Kıbrıs Tarihi” adlı ders kitabı (226s.), bu kurumdan günümüze kalan tek adı anılmaya değer eserdir. Kitabın arka kapağındaki tanıtma yazısında şöyle denmektedir: “Kıbrıs Türk Tarih Kurumu dilimizde, tarih ve arkeolojinin bugünkü durumuna göre yazılmış, objektif bir Kıbrıs Tarihinin bulunmamasından dolayı her gün daha ziyade duyulan eksikliği, bu eserle kısmen olsun karşılamak ve üzerinde yaşadığımız bu toprakların tarihini yabancı tarihçilerin inhisarından kurtarmak imkanını bulmanın bahtiyarlığı içindedir...Kıbrıs Tarihi, bu adanın mazisini Türk gençlerinin önüne sermek suretiyle, onların bugünün olaylarını gerçek yönleriyle kavramalarına da yardımcı olacaktır.”
1969 yılında yayımlanmış olan öğretmen Hasan Behçet’in “Kıbrıs Türk Maarif Tarihi (1571-1968)” adlı çalışması ise (330s.), konusunda tek eser olmayı sürdürmektedir.
           
                                          İlk Kiproloji Kongresi
Yine 1969 yılı içinde, Lefkoşa’da, Kıbrıslı Rumlar tarafından düzenlenen Milletlerarası Birinci Kıbrıs Tetkikleri Kongresi, 14-19 Nisan 1969 tarihlerinde toplanır. Kongreye, çeşitli ülkelerden bilim adamları yanında, 11 Türkiyeli, 8 de Kıbrıslı Türk bildiri sunarlar. Bunlardan H. Fikret Alasya ile Beria R. Özoran Türkiye’de yaşamakta olan Kıbrıslılardır. Diğer Kıbrıslı Türkler ise şunlardır: Vergi H. Bedevi, M. Zeka, M. Kemal Dizdar, Ali Süha, Hakkı M. Atun ve Cevdet Çağdaş. Ama sunulan bildiriler, ancak 1971 yılında, Ankara’da, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü tarafından “Türk Heyeti Tebliğleri” adı altında yayımlanabilecektir. 
           
                                            Şeriye Sicilleri Önemli
1960 yılındaki kendi mezuniyet tezinin konusu da “Kıbrıs Şeriye Sicilleri” olan Vergi H. Bedevi, Milletlerarası Birinci Kıbrıs Tetkikleri Kongresi’ne sunduğu bildiride, “Kıbrıs Şeri Mahkeme Sicilleri Üzerine Araştırmalar”ını aktarmış ve “yaptığı çalışmaların bütününün, yakın bir gelecekte, Kıbrıs Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanacağını” duyurmuştu (agy. s.148).
Kıbrıs Kadılığında bulunan 1580 ile 1888 arası döneme ait 54 defter üzerinde yapılan Bedevi’nin bu çalışması henüz yayımlanıp, gün ışığına çıkamamıştır. Oysa yukarıda Prof.Halil İnalcık’ın da belirttiği gibi, Kıbrıs’taki Osmanlı dönemine ait geniş bilgiler bu kaynaklardan elde edilebilirdi. Bu işi daha sonraki yıllarda gerçekleştirmek, Alman tarihçi J.Merkelbach, Die Protokolle des Kadıamtes Nikosia aus den Jahren 1105/06 (1693-1695), 475s., Frankfurt/Main 1991) ile Amerikan tarihçi Ronald C. Jennings’e (Christian and Muslims in Ottoman Cyprus and the Mediterranean World 1571-1640, 429s.,New York 1993) kısmet olacaktır. Ama ne yazık ki bu eserler dahi Türkçeye henüz  kazandırılmamışlardır.
Türkiyeli bir tarih araştırmacısı olan Kemal Çiçek tarafından  1992 yılında Birmingham Üniversitesi'nde doktora tezi olarak İngilizce hazırlanan "1110/39 (1698-1726) yıllarında Kıbrıs Şeri Mahkeme Sicillerinde Zimmiler" başlıklı çalışma kitap olarak basılmadığından inceleyemedik, ama bu çalışma üzerine bina edildiği anlaşılan "Osmanlılar Zamanında Kıbrıs'ta Türk Adaleti ve Rumlar" konulu bir propaganda çalışması, Ankara'da yayımlanmakta olan Kıbrıs Türk Kültür Derneği'nin Genel Merkez Yayını "Kıbrıs Mektubu"nda yayımlanmıştır. (Temmuz 1995-Mayıs 1996)
           
                                          Kavanin Meclisi Tutanakları da taranmalı
İngiliz dönemine ait Kavanin Meclisi Tutanakları da Kıbrıslı Türkler açısından henüz araştırılmamıştır. “Kıbrıs Türk Lideriğinin Oluşması 1900-1942” konulu tarih araştırmam sırasında, bu tutanaklardan da yararlanarak iki değerli kitap hazırlamış olan Kıbrıslı Rum tarihçi George S. Georghallidis’in bu çalışmalarından, çok yararlandığımı burada belirtmek isterim. (A Political and Administrative History of Cyprus, 1918-1926, With a Survey of the Foundations of British Rule, Nicosia 1979 ve Cyprus and the Governorship of Sir Ronald Storrs: The Causes of the 1931 Crisis, Nicosia 1985)                                                 
           
                                      Tarih araştırmaları şovenizmin hizmetinde
1970’li yıllara gelindiğinde Vergi Bedevi Londra’ya yerleşmiş, yerine Kıbrıs Türk Kurumu Başkanı olarak Vehbi Zeki Serter gelmiştir. Onun 1970 yılında yayımlanan “Orta dereceli okullar için Kıbrıs Tarihi” kitabı çeyrek yüzyıllık bir dönem için ders kitabı olarak binlerce adet basılıp, okullarda satılacak ve genç nesillerin tarih bilgisini şoven  bir şekilde oluşturacaktır. Bu çerçevede, yine Serter’in “Kıbrıs Türk Mücadele Tarihi” adlı üç kitaplık tarih çalışması yayımlanır: 1878-1959 dönemini işleyen Cilt:1 (171s.) ile 1959-1963 dönemini işleyen Cilt:2 (143s.) 1973’de, 1963-1975 dönemini işleyen Cilt:3 (160s.) de 1975’de basılır. Bilahare Vehbi Zeki Serter, bu üç kitabı Ozan Zeki Fikret ile birlikte, Lise 1, 2 ve 3. sınıflar için kısaltarak “Kıbrıs Türk Mücadele Tarihi (1878-1981) adı altında 1982’de yeniden yayımlar (104s.). Bu kitapların içerik açısından eleştirisi, 27-30 Nisan 1994 tarihleri arasında Almanya’nın Braunschweig kentinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Ders Kitapları-Ders Kitaplarında Kıbrıs” konulu uluslararası bir konferansa sunduğumuz bildiride yer aldığı için burada değinilmeyecektir. (Bak. The Cyprus Review, Spring 1994, No.1 ve konferansla ilgili özet bilgiler için Bak. Südosteuropa Mitteilungen Nr.4/1994, s.356-361)
           
                                       1980’li yıllarda yapılan çalışmalar
1980’li yıllar içinde Kıbrıslı Türkler tarafından yapılan tarih çalışmalarının yayımlandığı kitaplar ise şunlardır:
Mustafa Haşim Altan’ın iki ciltlik “Belgelerle Kıbrıs Türk Vakıflar Tarihi” (671+683s., 1987) adlı çalışması. (Bu kitabın eleştirisi için Bak. Ahmet An, Araştırma kitaplarımız bilimsellikten uzak, Ortam Sanat Eki, 8 Haziran 1988) Servet Sami Dedeçay’ın Lefkoşa Özel Türk Üniversitesi Yayınları adı altında yayımladığı 6 kitap, Bener Hakkı Hakeri’nin yayımladığı 2 kitap, Haşmet M.Gürkan’ın gazete ve dergi yazılarından oluşturduğu 4 kitabı ve Harid Fedai, Sabahattin İsmail, Ali Nesim ve diğer araştırmacıların 1986 yılından itibaren KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yayınları dizisinden yayımladıkları kitaplar burada anılabilir. Altay Sayıl’ın 1984 ve 1985’de iki basımı yapılan “Kıbrıs Polis Tarihi” (294s.) adlı kitabı ve diğer çalışmaları da tarih araştırmaları arasında yer alır.
Arif Hasan Tahsin’in Söz gazetesindeki “Aynı yolu yürüyenler farklı yere varamazlar” adlı yakın tarihimize yönelik çalışması, 1988 ve 1989 yıllarında iki cilt halinde kitaplaştı ve büyük ilgi gördü. (351s.+752s.)  Aynı yıllarda Neriman Cahit, “Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Mücadele Tarihi”ni yine 2 cilt halinde derledi ve  KTÖS yayını olarak basıldı (780s.)
Bu dönem içinde tarih çalışmalarının yayımlandığı bir dergi olarak Ahmet C.Gazioğlu’nun çıkardığı aylık Yeni Kıbrıs dergisinden de söz etmek gerekir. Nisan 1977 ile Ekim 1978 tarihleri arasında 10 sayısı çıkan bu dergi, daha sonra Ekim 1984’den  Aralık 1993’e kadar düzenli olarak yayımlanmış ve içinde  yakın geçmişimize ilişkin birçok araştırma yazısı yayımlanmıştı. Günlük gazetelerde de yazıları yayımlanan Sabahattin İsmail, Haşmet M. Gürkan, Harid Fedai ve Ahmet An’ın araştırma yazıları bu çerçevede önemli işlevler görmüş ve tarihimize ilginin artmasına yol açmıştır. Yeni Kıbrıs dergisinin özellikle 1990 yılından itibaren yoğun siyasal propagandaya yönelmesi, tarihsel içeriğini sağlayan yazarlarını yitirmesine yol açmış ve Ekim-Aralık 1993 tarihli son sayısıyla yayımına son vermiştir. 
           
                                                   Son yayınlar
Derginin kapanmasından bir süre önce Cumhurbaşkanlığı danışmanı olan Ahmet C. Gazioğlu, 1990 yılında “The Turks in Cyprus -A Province of the Ottoman Empire (1571-1878) adlı kitabını (380s.) Londra’da bastırmış, Türkçesini de 1994’de  “Kıbrıs’ta Türkler (1570-1878) 308 yıllık Türk dönemine yeni bir bakış” adı altında Lefkoşa’da yayımlamıştır. (Bu kitapların değerlendirmesi için sırasıyla Bak. Yeni Düzen, 24 Ocak 1991 ve 23 Mayıs 1994)
Gazioğlu’nun son çalışması, “İngiliz Yönetiminde Kıbrıs II (1878-1952) Enosis Çemberinde Türkler, Bugünlere Gelmek Kolay Olmadı” adı altında 1996’da İstanbul’da basıldı. Yukarıda sözü edilen I. ciltten 36 yıl sonra yayımlanabilmiştir. (Değerlendirmesi için Bak.Yeni Düzen, 20 Haziran 1996)
Resmi tarihçi Ahmet Gazioğlu 1995 yılında bir de, Lise 1. sınıflar için “Kıbrıs Türk Tarihi- Türk Dönemi (1570-1878)”adlı ders kitabı yayımlamıştır. Gazioğlu’nun “İngiliz Yönetiminde Kıbrıs” dizisinin 3. kitabının da yayıma hazırlanmakta olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Yine 1995'de, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yayını olarak bastırılan ve Ortaokulların 1,2 ve 3. sınıflarında okutulmak üzere Hüdaverdi Öncan, Zekeriya Özdemir ve Nilgün Orhon Sağduyu tarafından hazırlanan “Kıbrıs Tarihi MÖ 7000-MS 1983”adlı çalışma da yayımlanmıştır (223s.) İsmini vereceğimiz bir diğer tarih çalışması Dr.Nazım Beratlı tarafından hazırlanan “Kıbrıslı Türklerin Tarihi” adını taşımaktadır. (Cilt:1, 252s., 1993 ve Cilt:2, 244s., 1995, 1.ciltle ilgili eleştirilerimiz için Bak. Alternatif Yazın, Sayı:6, Mart-Nisan 1994)
            
                                             Resmi tarih dışındaki çalışmalar    
Daha çok Kıbrıs Türk liderliğinin ayrılıkçı politikalarına destek vermek amacıyla yayımlanan Tarih kitapları dışında, yeni kitaplar da yayımlanmaya başlamıştır. Bu bağlamda, 1996 yılında Lefkoşa'daki Galeri Kültür tarafından kitap olarak yayımlanan benim “Kıbrıs’ta Fırtınalı Yıllar 1942-1962” başlıklı  bir tarih çalışmamdan söz edilebilir (175s.). 1997'de de “Dinsel Toplumdan Ulusal Topluma Geçiş Süreci-Kıbrıs Türk Liderliğinin Oluşması 1900-1942” konulu ve birinci kitabı bütünleyen çalışmam aynı yayınevi tarafından yayımlanmıştır (286s.).Yine 1997 yılı içinde Mez-Koop Bankası Kültür yayını olarak “Osmanlı Döneminde Kıbrıs’ta görülen İsyan Hareketleri ve İngiliz Döneminde Kıbrıs’ta İki Ana Etnik-Ulusal Toplumun Temsiliyet Mücadelesi” adlı Sir George Hill'den derleme-çeviri çalışmalarım yayımlanmıştır (124s.). Harid Fedai ile birlikte hazırlamakta olduğumuz “Kıbrıs Basın Tarihi”nin kaynak tarama çalışmaları bitmak üzeredir.
Mehmet Hüseyin Ateşin’in “Kıbrıs’ta İslami Kimlik Davası” adlı çalışması 1996 yılında İstanbul’daki Marifet Yayınlarının Kıbrıs Dizisi’nde 1. kitap olarak yayımlanmıştır. (Değerlendirmesi için Bak. Ahmet An, Kıbrıs Türk Toplumunda Dinin Yeri,  Kıbrıslı dergisi, Sayı:14, 27 Eylül 1996) Aynı yıl içinde, dizinin 2. kitabı olarak, Hizber Hikmetağalar’ın Kıbrıs gazetesinde yayımlanmış makalelerinden oluşan, “Lefkoşa’da Semtler ve Anılar”ın 1. cildi çıkmıştır. Ateşin, ilk kitabının devamı olarak nitelendirilebilecek olan  "Dr.Fazıl Küçük ve Şeyh Nazım Kıbrısi : Kıbrıs'ta Türklük ve Müslümanlık Kimliğinin Şahsiyet Bulma Mücadelesinde Etkin İki Odak" başlıklı ikinci kitabını yine Marifet yayınlarının Kıbrıs Dizisi'nin 3. kitabı olarak 1997 yılı içinde yayımlamıştır. (Değerlendirmesi için Bak. Ahmet An, 2000'li Yıllarda Din ve Toplum, Kıbrıslı dergisi, Sayı:28, Aralık 1997)
Bu arada Özker Yaşın'ın  İstanbul'da yaşamakta olan Kıbrıslı Türk avukat Nevzat Karagil'in anılarını kaleme aldığı "Nevzat ve Ben" adlı kitabının 1. cildi yayımlandı (848s.) Kıbrıs meselesinin TC yetkililerine nasıl benimsetildiğinin ilginç öyküsünü anlatan bu kitap, 1997 yılı sonunda İstanbul'da Yeşilada Yayınları tarafından yayımlanmıştır. 1997 yılı içinde yayımlanan bir başka tarih kitabı, Ulus Irkad'ın "Kıbrıs Türk Eğitiminde Tarihsel Gelişmeler" adlı çalışmasıdır. (106s.)
Kıbrıs’ta genç kuşaklara tarih bilinci kazandırma yolunda büyük katkılarda bulunmuş olan ve 5 yıl önce yitirdiğimiz Haşmet M.Gürkan arkadaşımızın kitaplaşmış üç tarih çalışmasının, 1996 yılında Galeri Kültür Yayınları tarafından “Toplu Eserleri” dizisinde yeni basımlarının yapılmış olması sevindiricidir. 1996'da, faili meçhul kalan siyasal bir cinayet sonucu yitirdiğimiz Kutlu Adalı arkadaşımızın siyasal geçmişimize ilişkin anılarını kaleme aldığı makaleleri ile diğer tarih çalışmalarının da bir an önce kitaplaşmasını diliyoruz.
          
(Üniversite Temsilciler Konseyi -ÜTK- tarafından düzenlenen “Genç Kıbrıslı Günleri” çerçevesinde, 7 Şubat 1997 akşamı Lefkoşa’da Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan toplantıda okunmuştur. Daha sonra, İstanbul’da “Tarih ve Toplum” dergisinin Haziran 1998 tarihli (Sayı: 174) nüshasında yayımlanmıştır.)

KIBRIS TÜRK TOPLUMUNDA KIBRISLILIK: ENGELLER VE GEREKLİ KOŞULLAR



Ahmet AN

            Önce bazı örnekler vererek, “Kıbrıslılık” sözcüğünden ne anladığımı belirtmek istiyorum. Kıbrıs’ta İngiliz sömürge valisi olan Ronald Storrs, ilk defa 1927 yılının başında, aşağılayıcı olduğunu düşündüğü “yerli” sözcüğü yerine, resmi olarak “Kıbrıslı” terimini hükümet dairelerinde kullanmak istemişti. Storrs bu kararını, 9 Haziran 1932 tarihli bir raporunda anlatmaktadır. İngiltere Sömürgeler Bakanı Amery de “Kıbrıslı yurtseverlik” konusunun, öğrenciler arasında milliyetçiliğin yayılmasını önlemek üzere, daha çok Kıbrıs Rum okullarında öğretilmesini istemişti. Amery, ayrıca Kıbrıslıların kendilerine ait bir bayrakları olması fikrini öne sürmüş ve bunun 1925’de anayasada yapılan liberal değişikliklerle birlikte getirilebileceğini belirtmişti. Ne var ki, Sömürgeler Bakanlığı’ndaki yetkililer, Kıbrıs’ta Yunan bayrağının kullanılmasının yasaklanması fikrini onaylamamışlardı.[1]
            Kıbrıs Rum kitlelerinin İngiliz sömürge yönetimine karşı hoşnutsuzluğu, 1926 yılında Kıbrıs Komünist Partisi’nin kurulmasıyla şekillenmiş ve milliyetçilerin enosis politikasına karşı olan Kıbrıs Komünist Partisi’nin politikasından endişeye kapılan Kıbrıslı Rum milliyetçilerin tepkisine yol açmıştı. İngiliz sömürge yönetimi de, Komünistlerin, halkın geniş bir kesiminin desteğini alarak, adanın bağımsızlığı için mücadeleyi yükseltebileceğinden korkmaya başlamıştı. KKP’nin Kıbrıs Türk toplumu arasında pek bir izleyici kitlesi bulunmamasına rağmen, bazı temaslar da yok değildi. Komünist “Neos Antropos” gazetesi ile “Birlik” adlı Kıbrıs Türk gazetesi arasında 1925’de yer alan bir yazışma veya Kıbrıslı Türk işçilerin Leymosun’daki Amele Merkezi’ndeki ortak örgütlenmeleri buna örnek olarak verilebilir.[2]
Bunun üzerine sömürgeciler, Kıbrıslılığı destekleme stratejilerini çok geçmeden değiştirerek, her iki toplum içinde yapılmakta olan milliyetçi propagandaya karşı hoşgörülü davranmaya başladılar,
Kıbrıslı Türkler her zaman adanın Yunanistan ile birleşmesine (enosise) karşı olmuşlar ve Kıbrıs’ta İngiliz yönetiminin başlamasından beri, Kavanin Meclisi’nin her yıl yapılan açılış töreninde, Kıbrıslı Rum temsilcilerin enosis talebi hakkında konuşmaları üzerine seslerini yükseltmekteydiler. Ama meclisteki Kıbrıslı Rum üyelerin milliyetçi tavrı, Kıbrıslı Türk üyelerin, ekonomik konularda kendi yurttaşları ile işbirliği yapmalarına engel olmamıştı. Örneğin Hafız Ziyai Efendi ile Derviş Paşa, Haziran 1902’de, sadece İngilizler tarafından ödenmesi gereken Haraç (Tribute)’ın Kıbrıslılar için kaldırılması doğrultusunda, Kıbrıslı Rum üyelerle birlikte oy kullandılar. Bir hükümet yetkilisi, camiye giderek, Kıbrıslı Rumlar ile işbirliğine karşı protestoda bulunmaları için Kıbrıslı Türkleri kışkırttı. İrfan Efendi ile Müftü Yardımcısı da camide konuşma yaparak, toplumu, Kavanin Meclisi’ndeki Müslüman üyelere karşı kışkırttılar. Kavanin Meclisi’nin iki Kıbrıslı Türk üyesi, bu olaydan sonra, “Rumcu” olarak suçlanmamak için,  Meclis’teki  Kıbrıslı Rumlarla işbirliği politikalarını değiştirmek zorunda kaldılar. İlginçtir, yine bu olaydan sonra İrfan Efendi, Şubat 1904’de, İngiliz Sömürge Hükümeti tarafından Evkaf’ın Türk yöneticisi olarak atandı.[3]
            Sir Harry Luke, Britanya Kıbrıs’ı İngiliz İmparatorluğu’na ilhak ettiği zaman, 5 Kasım 1914 tarihinde, zamanın Evkaf  Türk yöneticisi olan Mehmet Münir Bey’in kızının nişan töreni için Müftü Ziyai’nin evinde toplanmış bulunan Kıbrıslı Türk ileri gelenlere bu haberi duyurma görevinin kendisine verildiğini yazmaktadır. Luke’a göre, Kıbrıslı Türk ileri gelenler, bu haberi “onurlu bir tevazu” içinde karşılamışlardı.[4] Kıbrıslı Türk liderler, ertesi gün İngiliz Yüksek Komiserini ziyaret etmişler ve adanın statüsündeki bu değişikliği kabul ettiklerini ve İngiliz yönetimine sadık kalacaklarını bildirdiler. Öte yandan Başkadı, Müftü, İrfan Bey ve Şevket Bey, Britanya’daki yetkililere bir mektup göndererek, Kıbrıslı Rumların enosis taleplerine karşı olduklarını ve adanın kalıcı olarak İngiliz İmparatorluğu’nun bir parçası olması gerektiğini, eğer enosis olursa, bunun Kıbrıs’taki 60 bin müslüman için bir felaket olacağını duyurdular.[5]
Kıbrıslı Rum milliyetçiler, enosis için kendi milliyetçi kampanyalarını ilerletip, Kıbrıs’ta Yunan milliyetçiliği duygularını yaydıkça, Kıbrıs Türk seçkinlerinin bir kısmı da, Türkiye’den Türk milliyetçiliğini Kıbrıs’a ithal etmeye başladılar. Kıbrıs’taki İngiliz Yüksek Komiser Yardımcısı Stevenson, Vicont Milner’e gönderdiği 26 Nisan 1919 tarihli gizli bir raporda, Jön Türklerin Kıbrıs’ta aktif olduklarını ve Mehmet Esat, Dr.Hüseyin Behiç ve Hasan Karabardak adlı kişilerin, “Türkiye ile ilhak” adlı bir partinin liderleri olduğunu belirtmekteydi.[6] Bu kişilerin, Paskalya haftasında Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklere saldıracaklarına ilişkin bir söylenti çıkararak, iki toplum arasında düşmanlık yaydıklarını kaydedilmekteydi. Rapora göre, Kavanin Meclisi’nin Türk üyeleri olan İrfan ve Hami Beyler, bu faaliyetlere katılmamaktaydılar. Kıbrıslı Türklerin ayaklanmaları için kışkırtmalarda bulunan bu olayların esas sorumluları tutuklanmışlar ve İngiliz sömürge yönetimi tarafından hapse atılmışlardı. 
Kavanin Meclisi’nin tutanaklarına göre, Meclisin Türk üyeleri, Mart 1911 ile Haziran 1917 tarihleri arasındaki dönemde, “adanın Osmanlı İmparatorluğuna geri verilmesi”ne ilişkin taleplerini daha sık olarak yükseltmeye başlamışlardı.[7]
Birinci Dünya Savaşı’nın zor koşulları nedeniyle, 1915 ile 1919 yılları arasında herhangi bir Kıbrıs Türk gazetesi yayımlanmamıştı. Bu yüzden, dünyada, Türkiye’de ve adadaki gelişmelerden Kıbrıslı Türkleri haberdar etmek üzere, Doğru Yol (8 Eylül 1919) ve Söz (15 Şubat 1921) adlı haftalık gazeteler yayımlanmaya başlandı. 1922’de Kıbrıs’ta 23 gazete yayımlanmaktaydı, ama bunlardan sadece 6’sı Türkçe idi. En fazla satılan (1700-1800 adet) gazete Kıbrıslı Rumlara ait Eleftheria gazetesi  iken, Kıbrıslı Türklere ait Söz gazetesi ikinci sırada (1200 adet) yer almaktaydı.[8]
            Söz gazetesinin sahibinin kızı olan Beria Remzi Özoran, o yıllardaki Kıbrıs Türk basınının işlediği konular hakkında bize şu bilgileri vermektedir:
“Bu gazete ve dergilerde, atalardan miras kalan yeşil adada Türk varlığını sürdürmek ve gelecek kuşakların bu topraklarda şerefle yaşamalarını sağlamak için neler yapılması gerektiği inceleniyor, cehalete karşı savaş, ilköğretim kampanyası, toplum teşkilatı, ekonomik kalkınma, bir milli banka… ilk tedbirler olarak ileri sürülüyordu. Türk aydınlarının büyük çoğunluğu demek olan öğretmenlerle memurların, hayat pahalılığı yüzünden çektikleri sıkıntılara, Türk çiftçilerinin borç altında bulunduklarına da değiniliyor… Türk eserlerinin silinip gitmekten korunması… Kıbrıs Türkleri gibi yabancı idare altında bulunan bu toplumun varlığını sürdürmek için kuvvetli bir ekonomiye sahip bulunması gerektiği…biraraya gelerek şirketler kurmaları öngörülüyordu.”
Özoran devamla, Kıbrıs Türk basınının Anadolu Kurtuluş Savaşını adım adım izlediğini ve Anadolu felaketzedelerine yardım kampanyaları açılmasını sağladığını belirterek, Kıbrıs Türk basınının, Kıbrıslı Rumların enosis taleplerine karşı Türk toplumunun haklarını pervasızca savunduğunu belirtmekteydi.” [9]
            Söz gazetesinin yayınları, Ankara’da büyük bir ilgi ile takdir edilmekteydi ve gazete, Türk hükümetlerinden uzun yıllar maddi destek aldı. Söz, Kıbrıslı Türkler arasında Kemalist fikirlerin yayılmasına yardımcı olan esas yayın organıydı. Söz gazetesinin sahibi ve başyazarı olan Mehmet Remzi, gazetenin 7 Mart 1921 tarihli nüshasında yer alan “Parlamentomuz” başlıklı makalesinde, o gün Meclisin açılacağına değinerek,  iç sorunlarla ilgili olarak şunları yazmaktaydı:
 “Bütün cezire halkını bizar ve tedhiş eden ilhak meselesinin ebediyen kapandığını söylemek, hükümete düşen bir vazifedir. Çünkü bu tehlikeli oyunla o kadar oynanmıştır ki, asayişsever halkımızın tahammülü aşılmıştır.
Adada iki unsurun arasını açan bu dikenli mesele ortadan kalkınca, şüphe yoktur ki, iki taraf mebusları memleketin hakiki ihtiyaçlarını tetkike vakti bulacaklar ve kanun layihalarının karşılıklı itimat müzakeresine imkan hasıl olacaktır… Hıristiyan azalar, pek benimsedikleri Kıbrıs üzerinde, vatandaşları Türklerin daha fazla haklara malik olduklarını kabul ederlerse, Kavanin Meclisinde Kıbrıs-Yunan meselesinin müzakeresine Türk mebusların tahammülleri olmadığını teslim edeceklerdir.” 
            30 Nisan 1921 tarihli Alithia gazetesinde, bir Kıbrıslı Türk Kavanin Meclisi eski üyesi tarafından kaleme alınmış bir mektupta, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum Meclis üyelerinin işbirliğine destek verilmekte ve sadece son 10-15 yıldır, Kıbrıslı Türk ve Rum üyelerin Parlamentoda karşılıklı olarak şikayet etmeyi bir adet haline getirdikleri gerçeğine dikkat çekilmekteydi. Oysa Kıbrıslı Türk ve Rum üyeler, İngiliz yönetiminin ilk yıllarında yerel konularda işbirliği yapmaktaydılar.[10]     
            Benzer makaleler Kıbrıs Rum basınında da bulunabilir. Örneğin Yannis Kleridis, 2 Nisan 1926 tarihli Eleftheria gazetesinde yer alan “Eğer Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlarla işbirliği yapsaydı” başlıklı makalesinde şöyle demekteydi:
            “Müslüman kardeşlerimizin bizimle ortak çıkarları olduğunu ve hem Rumların, hem de Türklerin ilerleme ve refahının daha çok iki toplumun işbirliği üzerine dayanmakta olduğunu anlamalarını diliyoruz.”[11]
            Benzer görüşler, 23 Eylül 1927 tarihli “Nea Laiki” gazetesinde Yorgo Hacıpavlu tarafından kaleme alınan bir makalede de dile getirilmekteydi: “Sadece Kıbrıslı Türklerle işbirliği yaparsak, ileriye gidebiliriz.” Hacıpavlu, üç ay sonra yine aynı gazetenin 23 Aralık 1927 tarihli nüshasında, Kıbrıslı Türk üyeler, Evkaf aracılığı ile İngiliz sömürge yönetiminin etkisi altında olduklarından, onlarla Kavanin Meclisi’nde güçlü bir işbirliği yapmaları için gerekli önkoşulların olmadığı yazmaktaydı. O nedenle, Kıbrıslı Rumların, parlamentoya girmeleri için, gerçekten halkçı olan Kıbrıslı Türkleri desteklemeleri gerektiğini, böylelikle Evkaf vesayetindeki liderlerden kurtulunabileceğini dile getirmekteydi. Sadece bu ilerici Türkler, hükümetin gizli anahtarı olmayı reddedebilirdi. Hacıpavlu, daha da ileri giderek, Türkçe el ilanları basılmasını ve Kavanin Meclisi’nde yapılan görüşmelerde Türk üyelerin ne kadar az rol oynadıklarının ve yerli çıkarların savunulmasında nasıl başarısız kaldıklarının Türk toplumuna teşhir edilmesini önermekteydi.”[12]
            Kıbrıs’taki İngiliz yönetiminin başlamasından bu yana, Kavanin Meclisi’ndeki Kıbrıslı Türk üyeler ile İngiliz üyelerin toplamının, Kıbrıslı Rum üye sayısına eşit olması için özen gösterildiği kayda değer bir olgudur. Her iki toplumun Meclis’teki temsiliyeti, nüfus oranlarına göre değildi. Kıbrıs Türk azınlığı, Kıbrıslı Rum çoğunluğun enosis taleplerine karşı, bir siyasal güvence olarak görülmekteydi. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar için ayrı ayrı seçmen listeleri vardı. Eğitim programları ayrı ayrı olup, Türkiye ve Yunanistan’dan gelmekteydi. Bu yüzden, İngiliz sömürge yönetimine karşı Kıbrıslılık temelinde ortak bir siyasal politikayı geliştirilemedi.      
            Bu durum, daha 11 Kasım 1925’de, Kavanin Meclisi’nin açılış töreninde konuşan Türk üye Dr.Eyyub tarafından dile getirilmişti. Dr.Eyyub, Rumlarla Türklerin bütün siyasi konularda tam olarak işbirliği yapmaya hazır olmadıklarını ve Rum ve Türk liderlerin siyasal sorunları bir kenara koyarak, işbirliği yapmaları halinde, adanın refahının ilerletilmesinde çok başarı elde edilebileceğini vurgulamıştı. Bu işbirliğinin sonradan, trahom, verem, zührevi hastalıklara karşı savaşta,  aşar vergisinin kaldırılmasında, orman politikasında ve çiftçiler için mali destek konularında Kavanin Meclisi’ndeki ortak çalışmalarla gerçekleştirilmiş olduğu görüldü.
            1930 yılındaki seçimler sırasında, yine Yorgo Hacıpavlu’nun, Evkaf’ın Türk delegesi Münir Bey’in karşısındaki Kemalist aday olan Necati Bey’in seçim kampanyasını desteklediğini görmekteyiz. Necati Bey, Kıbrıs’taki Türkiye konsolosu Asaf Bey tarafından da destekleniyordu. Halkçı Necati, Kavanin Meclisi’nde Kıbrıs’ın Anadolu’nun bir parçası olduğundan söz ederken, yine bir milletvekili olan İngiliz yanlısı Dr.Eyyub, Evkaf yanlısı “Hakikat” gazetesinde çıkan makalelerinde, her iki memleketin farklı yönetim ve sosyal yapılara sahip olmalarına rağmen, milliyetçilerin Türkiye’de yapılan her fiil ve hareketi taklit etmek istediklerinden şikayet etmekteydi.[13]
            Necati Bey, İngiliz valisi Ronald Storrs tarafından, anılarında yazdığı şekilde “Kavanin Meclisi’nin 13. Kıbrıslı Rum üyesi, o küçük Türk” diye nitelendirilmişti.[14] Necati Bey, 28 Nisan 1931 günü Gümrük Vergisi ve Gelirleri Yasa Tasarısı’nın oylanması sırasında, diğer iki Kıbrıslı Türk üyenin katılmadığı bu oturumda, Kıbrıslı Rum üyelerle birlikte olumsuz oy kullanınca, Kıbrıslı Türk üyelerin her zamanki otomatik desteği sağlanamadı. Bu, 1927’deki Bütçe Tasarısı’nın Kavanin Meclisi’ndeki oylamasında görülen Türkler ile Rumların birlikte karşı oy kullanmaları olayından sonra yaşanan yeni bir işbirliği vakasıydı.
            İngiliz Sömürge Yönetimi, Meclisten geçemeyen yasayı zorla uygulamak isteyince, Kıbrıslı Rumlar, Ekim 1931’deki enosis yanlısı milliyetçi eylemleri başlattılar. İngiliz Sömürge Yönetimi, bu eylemleri fırsat bilerek, Kavanin Meclisi’ni kapattı ve anayasayı yürürlükten kaldırdı. Böylece, 1941’e kadar sürecek olan bir baskı dönemi başlamış oldu.  
            Yeni İngiliz Sömürge Valisi Palmer’in adıyla anılan bu baskı dönemi boyunca, Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk milliyetçilikleri bir süre baskı altına alındı. Öte yandan emekçi halk hareketi, 1942’den sonra güçlenmeye başlamıştı. İngilizler, her iki milliyetçiliği de, emekçi halkı baskı altında tutmak için bir çare olarak kullandılar. Milliyetçilik, Kıbrıslı Türk ve Rum işçilerin İngiliz yönetimine karşı ortak bir cephe oluşturmalarından daha az zararlı görüldü.  
            1930’lu yıllarda, İngiliz sömürgecilerin kabusu, Kıbrıslılık kavramının öne geçmesi ve Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk milliyetçiliklerinin geri plana geçmesi olacaktı. İngiliz valisi Palmer’in fikrine göre, enosis fikri öldüğünde, onun yerini “Kıbrıs ulusçuluğu” kavramı alacaktı. Palmer’e göre, bu gelişmenin durdurulması veya ertelenmesinin tek yolu, bölgeler arasındaki farklı kimlikleri kışkırtacak olan yeni bir yapının kurulmasıydı. Vali Palmer, Londra’ya gönderdiği 23 Ekim 1936 tarihli gizli bir raporunda şöyle demekteydi:
            “Bizim Kıbrıs’ta gelecekte de bir siyasal rahatlığımız olabilmesi için, adanın yönetimi, istisnalara da yer verecek, bölgeler temeli üzerinde sürdürülmelidir. Böylece, Kıbrıs uluşçuluğu kavramı, -ki enosis aşınmış bir değer durumuna geldiğinde bu yeni kavramın yükselişi kaçınılmaz olacaktır- mümkün olduğunca uzak bir geleceğe itilip karanlıkta bırakılabilecektir. Şimdi bu kavram, neredeyse hiç yaşamıyor. Kıbrıslılar, ya kendi bölgelerinin “ulusçuları”, ya da Rum veya Türklerdir.”[15]
            Vali Palmer ile başlayan baskıcı dönemde, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların ortak bir siyasal hedef olarak adanın özerkliği için işbirliği yaptıklarını görüyoruz. Kıbrıs Türk gazetesi “Ses”, 1937 yılında, “Siyasi Cemiyet” başlığı altında, “Eleftheria” adlı Rumca gazeteden aktardığı bir haberde, Lefkoşa yanında diğer kasabalarda da şubeleri olacak olan ve Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler tarafından kurulmuş ortak siyasi bir cemiyetin, adaya özerklik verilmesini desteklemekte olduğu duyurulmaktaydı. Tanınmış Lefkoşalı avukat Yannis Kleridis, bu siyasi cemiyetin önderi idi. Sabık Kavanin Meclisi üyesi M.Hami, Larnaka Belediye azası ve avukat Bay Celal Şefik, Leymosun Belediye azası ve diş doktoru Bay Nazif, kendi kasabalarında bu cemiyetin oluşumuna katılan Kıbrıs Türk ileri gelenleri arasındaydılar.[16]
            Bazı Kıbrıslı Türklerin kendi yurttaşları ile siyasi işbirliğine gitmesi, derhal Kıbrıs Türk basınında tepki ile karşılandı. 25 Haziran 1937 tarihli (Sayı:99) “Ses” gazetesinde yer alan ve “Türk-İngiliz elbirliği yerine, Türk-Rum siyaset ve kültür birliği mi başlıyor?” başlıklı makalede, kapatılmış olan Kavanin Meclisi’nin eski üyelerinden olan M.Hami’nin adı geçen siyasi cemiyete katılımı eleştirilmekte ve şöyle denmekteydi:
            “Bu gidişle çok geçmeksizin, hükümet Kıbrıs’ta ananevi Türk-İngiliz el birliği yerine, Türk-Rum siyaset ve kültür birliği görecektir. Eğer bu gaye Hükümetçe makbul olacaksa, şimdiki takib ettiği siyaset en kestirme yoldur. Makbul olmayacaksa Türklerin şikayetlerinin izalesi icap eder. Merkezi hükümetin de böyle düşüneceği muhakkakdır.”
            Türk milliyetçiliği ve Kemalizmi savunan Kıbrıs Türk gazetelerinden biri olan “Ses” gazetesinde yayımlanan bu başyazı,  o günlerde egemen olan Kıbrıs Türk düşüncesi hakkında bize iyi bir fikir vermektedir. 
            Bu gelişmelerden hemen sonra, Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin safında çeşitli cephelerde savaşıp hizmet verirken, ülke içindeki zor ekonomik koşullara karşı kendi kendilerini aynı sendikalarda örgütlediler. Bu noktada, 1941’de kurulan Kıbrıs Emekçi Halkının İlerici Partisi (AKEL)’nin enosis politikasının, Kıbrıslı Türklerle siyasal işbirliği için en büyük engeli oluşturduğu vurgulanmalıdır.
            EOKA’nın 1955’de,  İngiliz yönetiminin sona erdirilmesi ve Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleşmesi için silahlı tedhiş eylemlerini başlatması üzerine, İngiliz sömürge yönetimi, EOKA’ya karşı Kıbrıslı Türklerden oluşan polis ve komando gücünü kullandı. İşbirlikçi Kıbrıs Türk liderliği, enosise karşı siyasal çözüm olarak, adanın taksim edilmesini hedefleyen İngiliz planlarını benimsedi. Bu durum ise, Kıbrıslılar arasında bir çatışmaya yol açmak için yeterliydi.
            Kıbrıs Türk yeraltı örgütü TMT, Kıbrıs Türk sendikalarına karşı,  Kıbrıs Rum sendikaları ile işbirliği yapmamaları için zor kullandı ve böylece, ortak ekonomik ve siyasal mücadelenin temelleri tahrip edildi. Günün sonunda, ne Kıbrıslı Rumların enosis hedefi, ne de Kıbrıslı Türklerin taksim hedefi gerçekleştirilebildi. Ama 1960’da kurulan Kıbrıs ortaklık Cumhuriyeti’ne sınırlı bir bağımsızlık verildi. Bütün Kıbrıslıların eylem birliği, bu yeni ortaklaşa paylaşılan hedef altında geliştirilemedi ve böylece yeni acılara yol açıldı.  
            Bağımsızlığın  ilan edildiği 16 Ağustos 1960 günü, iki Kıbrıslı Türk avukat olan Ahmet Muzaffer Gürkan ve Ayhan Hikmet tarafından “Cumhuriyet” adlı bir Kıbrıs Türk gazetesinin ilk sayısının yayımlandığını görüyoruz. Kıbrıslılığa ilişkin fikirler, ilk defa Kıbrıslı Türkler arasında, muhalif bir gazete aracılığı ile ve daha sonra da siyasal bir partinin örgütlenmesi ile propaganda edilmeye başlandı. “Cumhuriyet” gazetesinin çeşitli yazarları, Kıbrıs’ın bağımsızlığının, adanın başka bir ulus veya devlet ile birleşmesi olarak değil de, Kıbrıs’ın Kıbrıslılar tarafından yönetilmesi anlamına geldiğini savunmaktaydılar. Ne yazık ki, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu ateşli savunucuları, “Kıbrıslı Rumların çıkarlarına hizmet ettikleri” gerekçesiyle 23 Nisan 1962’de Kıbrıs Türk yeraltı örgütü TMT tarafından öldürüldüler. Öldürülmelerinden önce, “Kıbrıs Türklerinin ulusal mücadelesinin varlığına inanmazlarsa, susturulacakları” şeklinde uyarı almışlardı. 
            AKEL Merkez Komitesi’nin Kıbrıslı Türk bir üyesi olan Derviş Ali Kavazoğlu da, Kıbrıslı Rum sendikacı arkadaşı ile birlikte 11 Nisan 1965’de öldürüldü. Kavazoğlu, Kıbrıs Türk liderliğinin taksimci siyasetine karşı ve Kıbrıs’taki iki toplumun dostluk ve işbirliğinden yana idi.
            Emperyalist yabancı güçler ile adadaki yerli organları, bağımsız ve bağlantısız bir dış siyaset izleyen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsız olarak gelişmesine karşı oldukları için, ada halkının milliyetçi ve anti-komünist duygularını sürekli olarak kışkırtmaktaydılar. Kıbrıslılık bilincinin, bu dönemde de yeterli derecede geliştirilemediğine tanık olmaktayız. Kıbrıs’ın bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğünün garantörleri, her biri NATO üyesi olan Britanya, Yunanistan ve Türkiye idi ve kendi bildikleri nedenlerle, kendilerinin etkilerinden arınmış bir Kıbrıs devletini görmek istememekteydiler.
            Öte yandan Kıbrıs Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, yeni bir Kıbrıs ulusu yaratma fikrine inanmamıştı. Bir İtalyan gazetecisine, Zürih Anlaşmalarının yeni bir ulus değil, yeni bir devlet yarattığını söylemişti.[17]
            O zamanlar, Avrupa’daki süreçlerin aksine, Afrika ve Asya’daki birçok devlet, bir ulusun pekişmesinden önce şekillenmişti. Kıbrıs’ta ise, ortaklık sadece üç yıl sürdü. Çünkü Kıbrıs Türk liderliği devlet mekanizmasında geri çekildi. Enosis yanlısı Kıbrıslı Rumlar ile taksim yanlısı Kıbrıslı Türkler arasında başlayan toplumlararası çatışmalar, Kıbrıs’taki etnik-ulusal sorunun çözümünü karmaşık bir duruma soktu.  
            Kıbrıs Türk liderliğinin 1958’den beri izlediği ayrılıkçı siyasetin, 1974’e kadar olan dönem içinde, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında ortak bir siyasal hedefin oluşamamasının nedenlerinden biri olduğunu görüyoruz. 1974 yazında, Atina’daki Yunan Cuntası, Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı Kıbrıs’ta bir hükümet darbesi sahneledi ve bunu Türkiye’nin istilası ve adanın %37’lik kısmını işgali izledi. Kıbrıslı Rumlar işgal edilmiş bölgeleri terk etmeye zorlandı ve ateş-kes hattının güneyinde yaşamakta olan Kıbrıslı Türkler de kuzey kısma taşındı. Bu yeni durumla birlikte, Kıbrıslı Türkler, Türkiye ile daha yakın ilişkiler içine girmek zorunda kaldılar. Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda doğrudan etkisi altına girdi.      
1978’de yayımlanmaya başlayan Söz gazetesi, Kıbrıs Türklerinin iç sorunlarında Türk politikacılarının müdahalelerinin esaslı eleştirisini yapan bir organ haline geldi. İşgal altındaki bölgelere Türkiyeli yerleşimcilerin akışı, Kıbrıslı Türklerin varlığını tehdit etti. Bu da onların, Kıbrıs Türk toplumu olarak kendi kimliklerini yeniden tanımlamalarına yol açtı. 1980’li yıllarda, Kıbrıs Türk kimliği üzerine bir dizi paneller, folklorik sergiler ve tarihsel araştırmalar yapıldı.[18]
Kıbrıslı Türk aydınlar, kendi kültürel miraslarının geçmişine bakarak, kendi kendilerine “Biz kimiz?” sorusunu sormaya başladılar. Bilindiği gibi, kültürel, bilimsel ve edebi miras, ulusal bilincin üç önemli bileşenini oluşturmaktadır. Bu noktada, ortak Kıbrıslılık bilincinin gelişmesi için araştırmacılara düşen sorumluluğu görmekteyiz. Araştırmacılar, ortak kültürel mirası incelemeli ve ortak siyasal hedefler için ortak olan bu unsurları kullanmalıdır. Geçmişte, iki toplum arasında ticari ve sosyal yaşamda ve sendikal harekette var olan işbirliği, iki toplumun bir arada varolmasının güzel örneklerini oluşturmaktadır.
            Kıbrıslılık bilincinin şekillenmesinde, devletin sınıfsal karakterinin büyük bir rolü vardır. Kıbrıslı bir kimliğinin desteklenmesi için, açıkça belirlenmiş bir devlet politikası olmalıdır. Kitle iletişim araçları da, bütün yurttaşların evlerine kolayca ulaşabildiklerinden, bu bağlamda, yapıcı bir rol oynamalıdırlar. 
            Özellikle 1974’den sonra, iki farklı kimliğin ortaya çıktığını görmekteyiz: Birisi, taksim çizgisinin kuzeyinde şekillenmiş olup, Kıbrıslı Türklerin milliyetçi kimliğinin bir ifadesi olarak ayrılıkçı KKTC’yi sahiplenirken, çizginin güneyinde oluşan öteki ise, tamamıyla Kıbrıslı Rum karakterinde olan Kıbrıs devletinin tek sahibi şeklinde bir gelişme göstermiştir. Bu İngiliz Valisi Palmer’in 1937’deki öngörüsüne benzeyen bir tablodur:
“Kıbrıs uluşçuluğu kavramı, -ki enosis aşınmış bir değer durumuna geldiğinde bu yeni kavramın yükselişi kaçınılmaz olacaktır- mümkün olduğunca uzak bir geleceğe itilip karanlıkta bırakılabilecektir. Şimdi bu kavram, neredeyse hiç yaşamıyor. Kıbrıslılar, ya kendi bölgelerinin “ulusçuları”, ya da Rum veya Türklerdir.”
            Mart 1975’de kurulmuş olan Yeni Kıbrıs Derneği’nin etkinlikleri, Kıbrıs devletinin varlığını korumayı ve ilk önce Kıbrıslı, daha sonra da ilgili toplumun bireyleri olarak davranılmasıyla taksim tehlikesinin savuşturulmasını hedef edinmiştir. Ne yazık ki, bu aydınlar hareketi,  geçen 30 yılda,  büyük Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum kitlelerini, siyasal bir harekete dönüşebilecek olan ortak Kıbrıslı bir kimlik altında örgütleyememiştir.   
Bu ana hedefe ulaşmak için, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların, ortak siyasal amaçları olan, ortak siyasal partilerinin olması gerekmektedir. Adada yaşamakta olan bütün toplumların, siyaset, ekonomi ve kültürel alanlarda tam eşitliği, ancak, demokratik ve federal bir devlet için ve her türlü ayrılıkçılık ve ayrımcılığa karşı mücadele edecek olan, ortak siyasal partiler aracılığıyla kazanılabilecektir. Milliyetler sorununun çözümü için doğru bir politikanın olması kaçınılmazdır ve bunu oluşturup, hayata geçirmek de, Kıbrıs işçi sınıfının partisi olan AKEL’in sorumluluğudur. AKEL, Kıbrıslı Türklerle ilgili politikasını gözden geçirip, onlara yönelmediği takdirde, var olan milliyetçi politikalarla bir adım bile ileriye gidilemeyecektir.

Dipnotlar:
1. An, Ahmet, Kıbrıslılık Bilincisinin Geliştirilmesi, Lefkoşa 1998, s.34
2. An, Ahmet, Kıbrıs işçi sınıfında işbirliğinin eski iyi günleri, 13 Ekim 2005 tarihinde Lefkoşa’da yapılan PEO/DEV-İŞ Konferansında okunan bildiri ve Michaelis Michaelides’in makalesi: “Kıbrıs Türk İşçi Sınıfı ve Kıbrıs İşçi Hareketi 1920-1963, “Kıbrıs: Dün ve Bugün” (Derleyen: Masis Kürkçügil) kitabı içinde, İstanbul 2003, s.299-340
3. G.S.Georghallides, A political and administrative history of Cyprus, 1918-1926, Nicosia, s.72 ve A.An, Kıbrıs Türk Liderliğinin Oluşması 1900-1942, Lefkoşa, 1997, s.14-15
4. Sir Harry Luke, Cyprus: A portrait and an appreciation, London 1965, s.87-88
5. Sir George Hill, A History of Cyprus, Cambridge 1972, s.521
6. Stavros Panteli, The New History of Cyprus, London 1984, s.98
7. Jacob M.Landau, Pan-Turkism in Turkey: A Study of Irredentism, London 1981, s.48
8. Cyprus Blue Book 1922
9. Kurtuluş Savaşında Kıbrıslı Türkler, Yeni Kıbrıs, Nisan 1987
10. aktaran S.G.Georghallides, agy, s.198
11. aktaran Costas P.Kyrris, Peaceful Coexistence in Cyprus under British rule (1878-1959) and After Independence, Nicosia 1977, s.44
12. G.S.Georghallides, agy, s.67
13. Ahmet An, Kıbrıs Türk Liderliğinin Oluşumu, Lefkoşa 1997, s. 149 ve s.165
14. Orientations, London 1943, s.502
15. aktaran Ahmet An, Kıbrıslılık Bilincinin Gelişmesi, Lefkoşa 1998, s.43
16. Ahmet An, Kıbrıslılık Bilinci Neden Gelişemiyor? “Kıbrıs Nereye Gidiyor” kitabı içinde,  İstanbul 2002, s.264-274
17. Cyprus Mail ve Akın gazeteleri, 28 Mart 1963
18. Ahmet An, Kıbrıslı Türklerde Kimlik Araştırmalarının Geçmişi, “Kıbrıs Türk Kültürü Üzerine Yazılar” kitabı içinde, Lefkoşa 1999, s.222-230

(Bu konuşma, ilk kez 10 Kasım 2005 tarihinde Leymosun’da, Yeni Kıbrıs Derneği tarafından  düzenlenen, “Kıbrıslı Kimlik: Gerçeklik mi, Gereklilik mi?” konulu seminerde sunulmuştur.)




[1] An, Ahmet, Kıbrıslılık Bilincinin Gelişmesi, Lefkoşa 1998, s.34
[2] An, Ahmet, Kıbrıs işçi sınıfı arasındaki eski güzel işbirliği günleri. PEO/DEV-İŞ tarafından 13 Ekim 2005 tarihinde Lefkoşa’da düzenlenen toplantıda okunan bildiri ve Michalis Michaelides, Turkish Cypriot Working Class and the Cyprus Labour Movement 1920-1963, Cyprus Review, Fall 1993.
[3] G.S.Georghallides, A political and administrative history of Cyprus, 1918-1926, Nicosia, p.72 ve A.An, Kıbrıs Türk Liderliğinin Oluşumu 1900-1942, Lefkoşa, 1997, s.14-15
[4] Sir Harry Luke, Cyprus: A Portrait and an Appreciation, London 1965, p.87-88
[5] Sir George Hill, A History of Cyprus, Cambridge 1972, p.521
[6] Stavros Panteli, The New History of Cyprus, London 1984, p.98
[7] (Jacob M.landau, Pan-Turkism in Turkey: A Study of Irredentism, London 1981, p.48
[8] Cyprus Blue Book 1922
[9] Yeni Kibris, The T/CS community during the years of Liberation in Anatolia, Yeni Kibris, April 1987
[10] Quoted from S.G.Georghallides, ibid, p.198
[11]  Quoted from Costas P.Kyrris, Peaceful Coexistence in Cyprus under British rule (1878-1959) and After Independence, Nicosia 1977, p.44
[12] G.S.Georghallides, ibid, p.67
[13] Ahmet An, Formation of the T/CS leadership, Nicosia 1997, p. 149 and p.165
[14] Orientations, London 1943, p.502
[15] Quoted in Ahmet An, Development of Cypriot Awareness, Nicosia 1998, p.43
[16] Ahmet An, Why was it not possible to develop a Cypriot Awareness?, in Quo Vadis Cyprus?, Istanbul 2002, p.264-274
[17] Cyprus Mail and Akin, 28 March 1963
[18] Ahmet An, An Overview of the Research Studies on the Identity of the T/CS, in “Articles on the Turkish Cypriot Culture”, Nicosia 1999, p.222-230