5 Nisan 2014 Cumartesi

ABD, KIBRIS BİRLEŞ(ME)MİŞ DEVLETLERİ’Nİ PROGRAMLIYOR


             1957 yılı sonunda İngiliz sömürge yönetimi savcılığından istifa edip Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanlığı’na getirilen ve kurucuları arasında bulunduğu Türk Mukavemet Teşkilatı’nın adayı taksim politikasını o günden bu güne sebatla savunagelmiş olan Rauf Raif Denktaş, Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak amacıyla yürütülmekte olan toplumlararası görüşmelerin bir yeni aşamasını daha başlattı.  

            “Ayrı devletimizi tanımazlarsa, masaya oturmam” politikası yüzünden zor duruma düşen Kıbrıs Türk lideri Denktaş, 1997’den beri 57 kez buluştuğu, ama anlaşamadığı Kıbrıs Rum toplumu lideri Glafkos Kleridis ile 2001 yılının sonunda karşılıklı mektuplaşarak, 4 yıllık bir aradan sonra, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilci Yardımcısının Lefkoşa’daki Uluslararası Havaalanı yakınlarında ve ara bölgede yer alan konutunda, 4 Aralık 2001 günü bir araya geldi. İki lider, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’nun gözetiminde yüzyüze resmi görüşmelere 15 Ocak 2002’de başlama kararını aldılar.

 
GÖRÜŞMELERİN KONUSU: BİRLEŞİK KIBRIS DEVLETLERİ

            Basında çıkan haberlere göre, senaryo şöyle geliştirilmişti: “İki yıl kadar önce Kıbrıs Rum ve Türk taraflarının katıldığı bir sivil toplum toplantısında herkesin üzerinde fikir birliğine vardığı resmi olmayan bir Kıbrıs anayasa taslağı hazırlanmıştı. Bu taslak adada iki toplumlu, iki bölgeli gevşek bir federasyonu, dönüşümlü başkanlık sistemini öngörüyordu. Hatta taslakta kurulacak devletin adı da Kıbrıs Birleşik Devletleri olarak benimsenmişti. İki lider büyük olasılıkla bu taslağı temel alarak görüşecek.” (Cumhuriyet, 21.11.2001) Aslında Denktaş, kendisine yakın olan 2 Mart 2000 tarihli Kıbrıslı gazetesine verdiği bir demeçte, Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm şekli ile ilgili olarak “Birleşik Kıbrıs Devletleri olabilir” diyerek, bu konuyla ilgili ilk görüşünü kamuoyuna duyurmuştu. 

            5 Aralık akşamı, Denktaş’ın kendi ikametgahında verdiği akşam yemeğine katılan Glafkos Kleridis, Kıbrıs Türk toplumu lideri ile yaptığı ön görüşmede haftada üç gün toplanma konusunda anlaştı.

Radikal gazetesi, Denktaş ile Kleridis’in buluşması ardından, gündeme oturan ve Türk tarafının büyük ölçüde kabul ettiği ABD’nin 6 sayfalık Kıbrıs Birleşik Devletleri (KBD) projesinin genel ilkelerini yayımladı. Buna göre KBD’nin parlamentosunda iki bölüm, bir başka deyişle 30 Türk ve 70 Rumdan oluşan bir Meclis ile 25 Rum ve 25 Türkten oluşacak bir Senato bulunacak. Parlamenterler ayrı ayrı yapılacak seçimlerle seçilecek. Ara bölge korunacak ve devletin ayrılması için alınacak karar için, meclis ve senatoda ayrı ayrı yapılacak oylamalarda istenilen oran %75, halk oylamalarında da %67 olarak belirlenmişti.

23 Aralık 2001 tarihli Rumca Fileleftheros gazetesi, ABD Dışişleri Bakanlığınca taraflara sunulan KBD projesinin, yine ABD’nin finanse ettiği “Uyuşmazlıkların Çözümü” (Conflict Resolution=CR) yöntemiyle çalışan ve Kıbrıslı Rum ve Türklerden oluşan “Harvard Grubu” tarafından hazırlandığını yazdı. 

 
ROTBERG’İN TAKSİM PROJESİ

            KBD projesini geliştiren Kıbrıs Çalışma Grubu’nun yöneticisi, Harvard Üniversitesi’ndeki Kennedy Okulu’da devletlerarası uyuşmazlıklar üzerine program müdürlüğü yapmakta olan Robert I.Rotberg, 1998’de yapılan ilk Harvard toplantısının tutanaklarını, başkanı bulunduğu Dünya Barış Vakfı adına “Kıbrıs 2000: Bölünmüş veya Federal?” başlığı altında yayımlamış ve 30 Kasım 1999 tarihli Christian Science Monitor gazetesinde çıkan “Kıbrıs’ta barışı yaratmak” başlıklı makalesinde de şu değerlendirmeyi yapmıştı:

            “Kıbrıslı Rumlar ile Türkleri yeniden kaynaşması kolayca yapılamaz. Ama, şimdi yapılması gereken, şimdiki zamanın fiziksel ve jeo-politik gerçekleri temelinde yeni bir anlaşma için görüşmelere başlamaktır... Sonuç olarak, bu görüşmeler gerçekten yaratıcı olursa, belli belirsiz federal yapıdaki KBD’ni ortaya çıkaracak ve adaya sürdürülebilir barış ve refah getirecektir.”

 
KBD KONUSU DAHA ÖNCE DE BASINA   YANSIMIŞTI

Anımsanacaktır, Simerini gazetesi 17 Temmuz 1999 tarihli nüshasında, Amerikalı Holbrook ile Miller'in Kıbrıs için tasarladıkları anayasanın konfederal unsurlar içerdiğini duyurmuştu. Simerini'nin haberinde şöyle denmekteydi:

“Kıbrıs'ın yeni anayasası Bosna'daki Sırp, Hırvat ve Müslüman varlıklarının deneyimine ve Almanya'nın Bavyera Eyaleti anayasasına benzeyecek. Buna göre, merkezi hükümetin önceden onayı gerekmeden dış politikada bile tek yanlı anlaşma yapılabilecek.”

Aynı gazete, 4 gün sonra şu haberi vermişti:

“Kıbrıs'ta yeni devlet şeklinin, Bosna'da olduğu gibi federasyon veya konfederasyon diye adlandırılması yerine, “Kıbrıslı Türk ile Kıbrıslı Rum varlıkları, ya da yönetimlerinden oluşan “Kıbrıs Devletleri” adını alma olasılığı da var.”

1 Ağustos 1999 tarihli Fileleftheros gazetesi de, Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından hazırlanan alternatif haritaların ABD'nin Lefkoşa Büyükelçiliğine iletildiğini duyurmuştu. Buna göre, Maraşın iadesi ve konfrantasyon hattının (özellikle doğu Mesarya) yeniden ayarlanmasında dikkatler yoğunlaşıyordu.
Haritaların zeminini Gali haritası oluşturuyor ve Rum önerilere göre %27.2 ile 28 arası bir toprak Türkler tarafından denetlenecekti. Toprak konusu, iki bölgeye verilecek yetkiler konusuyla bağlantılı kılınmıştı. Türk tarafına verilecek daha fazla yetkiler ve otonomi, Rum tarafına daha fazla toprak verilmesi anlamında olacaktı. Rum  yönetimi buna olumlu bakıyordu.”

 
“ADANIN SÜREKLİ TAKSİMİNİ DÜŞÜNÜNÜZ”

Harvard Grubu’nun 1998'deki ilk toplantısında dile getirilen görüşleri özetleyen Bill Nash adlı görevli de, 7. gözlemi olarak şöyle demişti:

“Bazı yeni yaklaşımlara ihtiyacınız var. Federasyona alternatif olacak birşeyi düşünmeye ihtiyacınız var. Adanın sürekli taksimini düşününüz. Başarılı ayrılık örneklerini inceleyiniz. Bu, “ikinci kadife ayrılık” olacak. (Cyprus 2000: Divided or Federal? by Robert I.Rotberg and Erika A.Albaugh, 1998, Cambridge, Massachusetts, p.39)

Görüldüğü gibi, yüzyüze görüşmelerde gündeme alınan, yıllar önce sözü edilen Amerikan reçetesi BKD idi. Kıbrıs adasını, İngiliz-Amerikan emperyalizminin planları gereği 1974’de kuzey ve güney diye ikiye taksim eden ve Türk ordusunun işgali altındaki bölgede “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” adında  ayrılıkçı bir kukla devletçik kuran güçler, bölgede “Amerikan barışı”nın kurulması için Kıbrıs Birleşik Devletleri formülünü masaya getirmekteydiler. 

Nitekim planın yerli destekleyicileri de, gerek Denktaş’ın ikametgahındaki yemek sırasında, gerekse 29 Aralık akşamı Kleridis’in evinde gerçekleştirilen akşam yemekleri sırasında, “Amerikan barışı” için eylem düzenleyenler, CR yöntemleriyle uzlaştırılmaya çalışılan kadın ve gençlik gruplarının öndegelen yöneticileriydi. Örneğin 29 Aralık akşamı “Hands across the divide” (Sınırın ötesine uzanan eller) adlı iki toplumlu kadın grubu, Rum kesiminde barış adına beyaz balonlar ve güvercinler uçururken, aynı saatlerde Türk kesimindeki eşdeğerleri de “Kadınların Barış için Sivil Girişimi” adı altında mum yakıp, zeytin dalları ile gösteri yapıyordu. Fileleftheros gazetesi, Rum kesimindeki göstericiler için “Fulbright derneği yeniden yakınlaşma seminerleri mezunları” tanımlamasını yaparken, iki toplumlu gençlik gruplarının Rum üyelerinin “Kıbrıs’ın Yeniden Birleştirilmesi ve Birlikte Yaşam için Yurttaşlar Hareketi” imzalı bildiriler dağıttıklarını yazdı. (Yeni Düzen, 31 Aralık 2001)

 
HER GÖRÜŞTEN KATKI

            Bu arada, Harvard Grubu’nun Türk üyelerinden birinden elde ettiğim ve 2 Ocak 2002 akşamı, üyesi olduğum bir internet haber grubuna gönderdiğim aşağıdaki haber, YBH’li arkadaşlar arasında büyük şaşkınlık yarattı ve benim YBH Gençlik Başkanı tarafından “Kontrgerilla propagandacısı” olarak suçlanmama neden oldu:

“Conflict Resolution” gruplarından biri olarak toplanan “Kıbrıs Çalışma Grubu”, 7-9 Aralık 2001 tarihleri arasında Viyana yakınlarındaki Grand Hotel Sauerhof-Baden'de yaptıkları 6. toplantılarında “Kıbrıs Birleşik Devletleri” (United States of Cyprus) adlı yeni devlete anayasa hazırlama projesine son şeklini verdiler.”

Dünya Barış Vakfı'ndan Robert Rotberg başkanlığında düzenlenen ve UNOPS tarafından finanse edilen bu toplantıya katılan 13 Kıbrıslı Rum ve Türkün adlarını da açıklamıştım. Çeşitli siyasal partilere mensup Kıbrıslı Türkler arasında Kenan Atakol (UBP), Kutlay Erk (CTP), Mustafa Akıncı (TKP), Şefika Durduran (YBH) gibi kişiler de vardı. 

 
İSRAİL’DE DE KONFEDERASYON VE AB ÜSLERİ KONUŞULDU

Basına yansıyan bir başka haber, ABD emperyalizminin kanatları altında gizlice hazırlanan planlar hakkında yeni bilgiler sağlamaktaydı. 12 Ocak 2002 tarihli Kıbrıs gazetesi, KKTC’nin, İsrail'in Nazareth kentinde bulunan Galilei College tarafından düzenlenen Uluslararası Milli Güvenlik Kursu'nda temsil edildiğini yazdı. Bilindiği gibi İsrail'de birçok kez Kıbrıslılara yönelik CR toplantıları da yapılmıştı. Haberde belirtildiğine göre, 5-18 Aralık 2001 tarihlerinde düzenlenen ve 21 ülkeden üst düzey bürokratlar ile komutanların davet edildiği kursta, KKTC'yi Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli Albay Özkan Konca temsil etmişti. Nasıl olduysa Kıbrıslı Rumlardan birinin de katıldığı kursa, Yunanistan davet edildiği halde bir temsilci göndermemişti.

Kıbrıs konusunu da ele alan bu grubun çalışmaları sonucunda, Kıbrıs'ta konfederal bir devlet kurulması, bunun AB tarafından garanti edilmesi, İngiliz üslerinin AB üssü haline dönüştürülmesi (Dikelya Türkiye'ye, Ağrotur Yunanistan'a verilecek), kuzeyde uygun bir bölgede AB üssü oluşturulması  (Geçitkale Hava üssü ne güne duruyor?), ardından oluşturulacak AB birliklerinde Türk, Yunan, İngiliz, Fransız, Alman askerlerinin bulunması gibi kararlar ortaya çıkmıştı. Anlaşılacağı gibi, konfederasyon, Kıbrıs Birleşik Devletleri, AB üsleri, AB askerleri gibi projeler bütün hızıyla ilerletilmekteydi.

 
FİLELEFTHEROS’UN DEĞERLENDİRMESİ

            En yüksek tirajlı Rum gazetesi olan Fileleftheros, 13  Ocak 2002 tarihli nüshasında yer alan “Kleridis ve Denktaş neden korkuyorlar ve neyi elde etmeye çalışacaklar?” başlıklı yazıda tarafların tutumlarını şöyle özetlemekteydi:

Kleridis:

1.İki bölgeden herhangi birinin devletten ayrılma olasılığı olmaması

2. Bölgelere büyük oranda özerklik verecek anayasal düzenlemeler. Ancak bu yetkilerin içeriği federasyon çerçevesinden çıkmamalıdır.

3. Çözüm, içerik açısından Kıbrıs’ın AB üyeliğini engellememelidir.

4. Devletin tek uluslararası kişiliği ve tek egemenliğinin güvence altına alınması

5. Garanti sisteminin genişletilmesi ve adaya çok uluslu gücün gönderilmesi ve güvenlik altına alınması

6. Üç temel özgürlüğün (dolaşım, yerleşim ve mülkiyet hakkı) güvence altına alınması

7. Büyük oranda toprağın Kıbrıs Rum Yönetimine iadesi

8. 10 yılı  geçmeyecek geçiş düzenlemeleri

9. Türkiye’den gelen sömürgeciler konusunun halledilmesi

Denktaş:

1.Ortaklığın çalışmaması durumunda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınmasından vazgeçilmesi ve özerklik olasılıkları

2. Anlaşma sonrasında da sahte devletin bir “varlık” olarak varlığının devamı

3. Türk askerlerinin Kıbrıs’ta olmaya devam etmesi ve Garanti Anlaşmasının idame ettirilmesi

4. Dönüşümlü başkanlık

5. Çözüm olmaması durumunda Kıbrıs’ın AB üyeliği perspektifinin ortadan kalkması ve anlaşma olması durumunda AB üyeliğinin eşit şartlarda müzakeresi

6. Saf bir Kıbrıs Türk bölgesi oluşturulması ve sınırlı toprak ayarlaması yapılması

7. Ambargonun kaldırılması ve ekonomik çıkarlar

8. 10 yıldan fazla geçici düzenlemeler

 
“İMZALA VEYA İSTİFA ET”

Hürriyet gazetesi, iki taraf arasında yüz yüze görüşmelerin başlayacağını 16 Ocak 2002 günü  şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sihirli formül” diye anılan “KBD planı” masaya yatırılacak. Ancak BM’nin müdahale sinyalleri yüzünden görüşmeler “sisli” bir havada başlıyor. KKTC lideri Denktaş, dün BM’yi müdahale etmemesi konusunda uyardı.”

Gazetenin verdiği habere göre, görüşmelerin başlaması öncesinde Lefkoşa’nın her iki kesiminde de bazı gruplar tarafından “Barışa destek” yürüyüşleri yapılmıştı. Bu arada Türk kesimindeki “Conflict Resolution”cu bir grup kadının “Mr.Denktash, Kıbrıs’ı birleştir, yoksa birleştiririz! Sign or resign (İmzala veya istifa et)” yazılı pankartlar açması dikkat çekiyordu.

 
KETİ KLERİDİS’İN AÇIKLAMASI

            Kıbrıs’ın  Rum kesiminde İngilizce olarak yayımlanan Cyprus Weekly gazetesi ise 18 Ocak 2002 tarihli nüshasında, Kıbrıslı Rum siyasetçilerin ABD tarafından finanse edilen Kıbrıs Çalışma Grubu'nun hazırladığı ve Kıbrıs Birleşik Devletleri (KBD)'nin kurulmasını öngören çözüm planını hazırlama veya onaylama çalışmalarına katıldıkları yönündeki haberleri yalanladıklarını duyurmaktaydı.

Annie Haralambus tarafından kaleme alınan haberde, DİSİ'den Keti Kleridis'in bu konuyla ilgili olarak yapılan 6 toplantıya da katıldığı, ama sözü edilen belgenin aslı astarı olmadığını söylediği belirtilmekteydi. Gazete, KBD çözüm planının, Kıbrıs Türk lideri Rauf Denktaş tarafından yapılan ve iki egemen devletin bir araya gelerek, “Kıbrıs Birleşik Devletleri”ni kurmalarını öngören önerinin genişletilmiş bir şekli olduğunu öne sürmekteydi.

            Cyprus Weekly gazetesine göre, kişisel olarak “Conflict Resolution” (Uyuşmazlıkların Çözümü) grup toplantılarına birkaç kez katılmış olan Rum Yönetimi Sözcüsü Mihalis Papapetru, gazeteye verdiği bir demeçte, bu haberlerin uydurma olduğunu iddia ederek, herhangi bir taslak anayasanın veya ABD çözüm planının bulunmadığını yinelemekteydi.

            Rum yönetimi başkanının kızı olan eski milletvekili Keti Kleridis ise, daha açık konuşmakta ve Kıbrıs Çalışma Grubu'nun 1999 yılında yaptığı ilk toplantıdan bu yana üzerinde çalışılan ve Viyana'daki son 6. toplantıda Grup Sekreteryası tarafından son şekli verilen “iç kullanım belgesi”nin yayımlanmak için hazırlanmadığını, sadece belgeden yararlanacak olan bazı kişilere dağıtıldığını açıklayarak şöyle demekteydi:

            “Belki birileri bu iç kullanım belgesini ele geçirmiş ve içine bazı fikirler katmıştır. Biz birçok fikirler öne sürmüştük, ama son olarak üzerinde uzlaşmaya vardığımız bir metin yoktur. Biz görüşmeciler değiliz, resmi olan birşey yoktur. Bu bir yurttaşlar grubudur. 4-5 kişi gayri resmi olarak Kıbrıs sorununu çözemez.”

            Keti, “Kıbrıs Çalışma Grubu”na katılanların gelişigüzel seçilmiş kişiler olmadıklarını söyleyen muhabiri yanıtlarken de, “Think-tank” denen düşünce kuruluşlarından, başka uyuşmazlıkların çözümünde de yararlanıldığını, esas düşüncenin, olabildiğince fazla sayıda düşünce ve insanın biraraya getirilmesi olduğunu söylemekteydi.

            Cyprus Weekly’nin doğruladığı bilgilere göre, KBD çözüm planını hazırlayan “Kıbrıs Çalışma Grubu”nda, Rum kesiminden Hükümet Sözcüsü Papapetru yanında, Lefkoşalı avukat ve bir zamanlar adı Rum Yönetimi Başkan adayları arasında geçen Marios İlyadis ile Rum Yönetimi eski hükümet sözcülerinden emekli diplomat Andreas Mavrommatis de bulunmaktaydı.

            “Kıbrıs Çalışma Grubu”nun Kıbrıslı Türk üyeleri arasında da, eski Dışişleri Bakanlarından Kenan Atakol, eski Başbakan Yardımcılarından Mustafa Akıncı ve Yurtsever Birlik Partisi Dış İlişkiler Sorumlusu eski parlamenter Alpay Durduran'ın avukat eşi Şefika Durduran da vardı.

 
FINANCIAL TIMES’IN İLGİNÇ DEĞERLENDİRMESİ

            Yüz yüze görüşmelerin başlamasından sonra, 18 Ocak günü İngiliz Financial Times gazetesinde çıkan bir makalede, Kıbrıs sorununa bulunacak çözümle ilgili çerçeveye atıfta bulunulmakta ve şu ilginç hususlar vurgulanmaktaydı:

“1. İki bölgenin mümkün olduğu oranda özerkliği olacak iki bölgeli iki toplumlu federal çözüm.

2. Göçmenlerin geri dönüş hakkının güvence altına alınması. Ancak geriye dönmemeleri ve tazminat almayı kabul etmeleri için cesaretlendirme olacak.

3. Kişi ve sermayenin tam serbest dolaşımı olmayacak.

4. AB ilkelerinden sapmalar olacak.”

 
KBD HAKKINDA YENİ AÇIKLAMALAR

            Kıbrıslı gazetesi 21 Ocak 2002 tarihinde, KBD Raporu’nun Türkçe tam metnini, Harvard Grubu üyesi  Taner Selçuk’un katkılarıyla yayımlarken, Avustralya'nın Sydney kentinde Türkçe olarak yayımlanan DÜNYA gazetesi de, 24 Ocak 2002 tarihli nüshasının ön sayfasında “İşte Barış Planı” başlığı ile tam menşet olarak çıkan bir haberde, gazetenin Kıbrıs muhabiri olarak gösterilen Kardeş Ocağı Başkanı Hilmi Refik tarafından, Denktaş'ın bir süre önce bu kulüpte yaptığı konuşmaya dayanarak, “Kıbrıs Birleşik Devletleri” hakkında bazı bilgiler vermekteydi:

            1. Halen mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yaşayacak. Ara bölgede üçüncü bir devlet kurulacak. Mal hakları 15 yıl sonra aranabilecek.

            2. Konfederal devletin başkenti Maraş olacak ve uygulama alanı %5’i olacak.

            3. Dikelya Türkiye’ye, Ağrotur Yunanistan’a verilecek.

4. Ara bölgede müşterek ve yakınlaştırıcı yatırımlar yapılacak. İki devlet işbirliğini gönüllü olarak artıracak.

5. Merkezi hükümetin resmi dili İngilizce, KKTC’nin Türkçe ve Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin Rumca olacak.

6. Veto hakkı olmayacak, ama her iki tarafın da olumlu oyu gerekecek.

            Gelen bütün haberlerde, KBD Projesi ile ada topraklarının daha da parçalanarak, çeşitli askeri üslere peşkeş çekilmesinin amaçlandığı ortaya çıkıyordu. Rum ve Türk Kıbrıslılar, anti-emperyalist bir ortak cephe kurup, ülke topraklarına sahip çıkana kadar, stratejik önemi büyük olan bu adanın “emperyalizmin batmayan uçak gemisi” durumunun süreceği anlaşılmaktadır.

 
BİR DE OSLO GRUBU PROJESİ VARMIŞ

Güney Kıbrıs’ın en yüksek tirajlı ikinci gazetesi olan Politis, 27 Ocak 2002 tarihli nüshasında, Amerikalılar ve diğer yabancılar tarafından Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında seminerler şeklinde düzenlenen toplantılarda yalnız dostluğun değil, Kıbrıs sorununun çözümünün de ele alındığını yazdı. Gazete bu gruplardan biri olan Oslo Grubu’nun, yeni devletin bütün yönleriyle ilgili bir belge oluşturduğunu duyurdu.

Bilindiği gibi Fulbright Komisyonu’nun yönlendirmesi ve Norveç Dışişleri Bakanlığı’nın finansörlüğünde 25 Türk ve 25 Rum, 1998 yılı yazında Peace Research Institute Oslo (PRIO)’nun düzenlediği bir toplantıda Norveç’in başkentinde bir araya gelerek bir belge hazırlamışlardı. (Bkz. Salih Öztoprak-Sıradan 50 Kıbrıslının Oslo Buluşması, Yeni Düzen, 29 Temmuz-8 Ağustos 1998 ve Neriman Cahit-Vikinglerin Ülkesinde –Ortam, 14-17 Temmuz 1998)

İşte tam da bu sırada bu toplantılara katılmış olan bir Rum gazeteci tarafından gündeme getirilen bu Oslo belgesinde, katılımcıların anayasa, mahkemeler ve meclis konularında anlaştıkları duyuruldu. Bu belgede dikkati çeken bir başka husus, Türkiye’den adaya getirilen nüfusa atıfta bulunulan bölümde, bu konunun insani bir konu olarak değerlendirilmesiydi. Çoğunun Kıbrıslı Türk eşi bulunması nedeniyle bu kişilerle ilgili bütün uygulamalarda duyarlı davranılması gerektiği, ancak vatandaş olmayan yerleşiklerin ekonomik teşviklerin verileceği bir kesin dönüş programı çerçevesinde Kıbrıs’ı terketmeye cesaretlendirilmeleri gerektiği belirtiliyordu. 

 
SONUÇ: TÜRK TARAFI TAKSİMİN DEVAMINI İSTİYOR

            Fileleftheros gazetesi 26 Ocak 2002 tarihli nüshasında, o güne kadar yapılan yüzyüze görüşmelerde ortaya çıkan sonuçları özetlerken, Harvard Grubu’nun hazırladığı BKD Raporu’nun 8. maddesinde formüle edilmiş olan “devletin dağılması” maddesinin sırrını da ortaya koymaktaydı:

“İşgal lideri Rauf Denktaş bir anlaşmadan doğacak devletten kopma ve devletin dağılması perspektifini açık bırakmak suretiyle serbest ortaklık öneriyor.”

            27 Ocak 2002 tarihli Alithia da,  “Denktaş’ın amacının, kendisinin karar vereceği bir zamanda yeni devletten ayrılmak olduğunu, Kleridis ve Kıbrıs Rum tarafının ise bunu reddettiğini, çünkü Türk tarafının başlangıçta, ilk safhada Kıbrıs Cumhuriyetinin dağılmasını daha sonra da özde var olmayan iki varlık arasında yeni bir devlet kurulmasını isteyeceği yönünde endişeler bulunduğunu” belirtmekteydi.

            Politis gazetesi ise, 29 Ocak 2002 günü benzer bir değerlendirmede bulundu:

“Denktaş’ın görüşmelerde sunduğu belge (talking points), dolaylı görüşmeler çerçevesinde Cenevre’de ortaya koyduğu belge ile aynı frekanstadır. Söz konusu belge, genel çizgileriyle yetkilerin, devletçikler tarafından merkezi hükümete verilmesini savunuyor. Dolayısıyla böyle bir durum, iki egemenliğe ve dolayısıyla ayrılma olasılığı açık olarak konfederal çözüme göndermede bulunur.”

            Zaten Haravgi gazetesi 23 Ocak 2002 tarihli nüshasında, deneyimli diplomatların gazeteye verdikleri demeçte, “özlü olarak Vasiliu’nun başkan olduğu dönemde oynanan senaryonun yinelenmesi söz konusudur” dediklerini duyurmuştu.

            21 Şubat 2002 günü yapılan 14. görüşme ile toplum liderleri Kleridis ile Denktaş arasındaki yüzyüze görüşmelerin ilk turu sona eriyordu ve durum şimdilik sıfıra sıfır, elde sıfırdı...

 
(Kıbrıs’ta Sosyalist Gerçek, Mart 2002, Sayı:71)

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder