18 Aralık 2015 Cuma

SOVYET BÜYÜKELÇİLİĞİNİN YAKINLAŞMAYA KATKISI


Büyük Ekim Sosyalist Dev­rimi’nin 72. yıldönümü nedeniyle Lefkoşa’nın Rum kesimindeki SSCB Büyükelçiliğine ait yeni binada 7 kasım akşamı verilen resepsiyona yüzlerce Kıbrıslı Rum yanında, 70 küsur Kıbrıslı Türk politikacı ve gazeteci ile eşleri katılmıştı. Her iki toplum­dan bu kez bütün yurttaşların çağrılı olduğu ve 11 Kasım günü ö.s Lefkoşa’daki ara bölgede, BM Barış Gücü’nün denetimindeki Lidra Palas Oteli’nin bahçesinde düzenlenen Sovyet Gürcistanı’ndan halk dansları ve şarkıları gösterisi ise bir dostluk şöleni olarak izlendi. Geçen yıl aynı bahçede BM Barış Gücü’nün 1988 Nobel Barış ödülünü kazanması nedeniy­le yapılan törendekinn çok daha fazla bir katılımın sağlandığı bu buluşma, 15 yıldan beridir teması kesilen Kıbrıslı toplumların ya­kınlaşması ve aralarında yeniden güvenin kurulmasında ileri bir adımı oluşturmuştur. Bu nedenle bu olanağı bize yaratan başta SSCB Lefkoşa Büyükelçiliği olmak üzere, BM Barış Gücü yetkililerine ve Kıbrıs Türk İzin Makamı’na teşekkür etmek istiyoruz.
Kıbrıs Türk kesiminden 300’den fazla yurttaşın katıldığı kültür şenliğinde, Rumlara kıyasla Türk seyircilerin çoğunluğu oluşturması, bu buluşmanın bir başka ilginç özelliği idi. 200 kadar sandalyeye oturanlar dışında, yüzlerce kişi de gösteriyi ayakta izleyip alkış­ladı. Otel bahçesinde öbek öbek toplanıp Rumca, ya da İngilizce aracılığı ile sohbet eden Kıbrıslılar, bu tür toplantıların iki toplumun yakınlaşmasında büyük katkısı olduğunu dile getirdiler. Sovyet Büyükelçisi Yuri Fokin ile diğer elçilik personeli, Lefkoşa’­nın Rum kesiminin Belediye Başkanı Lellos Dimitriadis, Türk kesiminin Belediye Başkanı ve TKP Genel Başkanı Mustafa Akıncı, CTP’nin bazı milletvekilleri ile Yeni Kıbrıs Partisi Genel Başkanı Alpay Durduran, görebil­diğimiz Kıbrıslı Türk politikacı­lardı. Nedense CTP Genel Başkanı Ö. Özgür’ü bu buluşmada göreme­dik. CTP’nin çeşitli ilçe örgüt­lerinden onlarca üye yanında, fazla sayıda partisiz yurttaş, dernek ve sendika üyeleri, hatta esnaf ve işadamları Enformasyon ve Tanıtma Biriminden kişiler, Kıbrıs Türk kesiminden gelen çeşitli toplumsal çevreleri temsil ediyorlardı. Öte yandan yakın­laşma yanlısı olan Kıbrıs Rum politikacılarının şenliğe katılma­ması ilgimizi çeken bir diğer husustu!
Şenlik dönüşünde bir Kıbrıslı Türk işadamı ise bize şunları söyledi:
“Aslında Kıbrıslı Türklerin yüzde 80’i, toplumlararası barıştan yanadır. Geriye kalan yüzde 20, statükonun devamından çıkar sağlayan kesimlerdir. Kıbrıslı Rumlardan şenliğe katılanların sayısının bizimkilere kıyasla daha az olması, bana göre, onların eşitliğimizi kabul etmemelerinden, eşit koşullarda barışa razı olmamalarındandır.”
Şenlikte konuştuğumuz Kıb­rıslı Rum arkadaşlar ise, Sovyet Kültür Şenliği ile ilgili haberin Rum kesiminde az duyulduğunu bize aktardılar. Nitekim bizde haber, şenlikten ancak 3 gün önce bazı gazetelerde çıkan duyuru­lardan öğrenilmişti.
Bundan sonra yapılacak ya­kınlaşma buluşmalarının vakitli olarak kamuoyuna duyurulmasını dileyelim. Bu kez de acaba yakınlaşmaya karşı olan çevrelerin korkutma ve tedhiş havası estir­melerine olanak verilmiş olmaya­cak mı, denebilir. Ama sanmıyo­ruz. Çünkü geçen yılki BM Gücü kutlaması öncesinde bir bardak suda kopartılan fırtınanın boşa çıkması ile, bu tür kampanyaların etkisinin az olduğu görülmüştür. Geniş halk kesimlerinin, BM Barış Gücü’nün denetimi altında, Lidra Palas’ta düzenlenecek diğer yakınlaşma toplantılarına da büyük bir ilginin gösterileceğine inanıyoruz. Yeter ki yakınlaşma düşmanlarının, modası geçmiş soğuk savaş yöntemlerinin çağdışılığına dikkat çekilerek, mahkum edilmeleri sağlansın.
Sosyalist ve kapitalist ülkeler arasında bile seyahat kolaylıkları sağlanırken, ikisi de kapitalist düzene sahip olan adamızın iki kesimi arasında bu tür kolaylıkların sağlanmaması bir anakronizm oluşturmaktadır. 1964-67’nin kapalı yaşam dönemi, ardından, Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere uyguladığı seya­hat özgürlüğü kısıtlamasının kaldırılmasıyla başlayan ve 1974 yazına kadar süren tek yönlü toplumlararası temas bile, anaya­sal anlaşmazlığı çözmek için yapılan görüşmelerdeki barış çabalarına katkıda bulunmuştu.
1974 sonrasının koşullarında, 1958’den beri özlenen sermaye birikimini gerçekleştirebilen Kıbrıs Türk burjuvazisinin bazı kesimleri, aslında Kıbrıslı Rumlarla Türklerin yakınlaşmasından değil, Türkiyeli askeri personel ile bavulcuların akıttığı milyonlardan yararlana­mayacakları korkusuyla statükonun devamını savunmaktadırlar.
Adamız üzerinde yaşayan Kıbrıslı Rumlarla Türklerin, hiç bir dış karışma olmadan, gerçek bir federal devlet çatısı altında, eşit haklı yurttaşlar olarak, kendi bölgelerinde kendi kendi­lerini yöneterek, yaşamlarını sürdürecekleri günler için, gerek federalist politikacılar, gerekse sıradan yurttaşlar olarak yapı­lacak daha çok işimiz vardır ve bu kolay olmayacaktır. O nedenle 15 yıl gecikmeyle de olsa, artık yakınlaşma çabalarının yılda birkaç etkinlikle değil, daha sık düzenlenecek buluşmalarla hayata geçirilmesi gerekmektedir. Kıbrıs’ın büyük dostu Sovyetler Birli­ği’nin bu yolda önemli bjr katkı olarak gerçekleştirdiği bu kültür şenliğini, Kıbrıslılar arası başka ortak kültür etkinliklerinin iz­lemesini diliyoruz.


(Ortam gazetesi, 15 Kasım 1989)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder