18 Aralık 2015 Cuma

UÇAN KONUKLARI KORUYALIM


17-27 Nisan 1989 tarihleri Kuzey Kıbrıs’ta ilk kez “Göçmen Kuşları Koruma Haftası” olarak kutlanıyor. Lefkoşa’daki Mevlevi Tekke önünde açılan sergi ile 20 Nisan akşamı KTÖS lokalinde 23 kişinin katılımıyla gerçekleşen slayt gösterisi bu çerçevede atıl­mış birer adımdır. Çok değil, bundan dört yıl önce Yeni Düzen gazetesinde (22.5.85) “Güneyden kuzeye taşınan gelenek: Aytotorolular pulya tutkusundan vazgeçmi­yor” diye başlık atılıp, pulya katliamına övgüler düzülürken, bugün TC kökenli de olsa bir “Kuzey Kıbrıs Kuşları Koruma Hareketi”nin oluşturulması ve bu konuda kamuoyumuzun aydınlatıl­ması olumlu bir gelişmedir. Bir süreden beridir çeşitli etkinlikler­de bulunan Dr. Eray Deliceırmak başkanlığındaki “Çevre Koruma Derneği” varken, “ayrı olsun, bizim olsun” zihniyetiyle davrananlarca oluşturulan “Kuzey Kıbrıs Doğa ve Çevreyi Koruma Hareketi” de, bu haftanın düzenlenmesinde görev almış ve ilk etkinliğini ger­çekleştirmiştir. “Friends of Cyprus”un Ledra Palace’ta düzenlemeyi planladığı, ama yetkililerce izin verilmediği için yapılamayan “Çevre” konulu toplantıya katılacak olan­ları, yine belli bir siyasal çizgiye mensup olanlarca sınırlı tutan bu hareketin grupçu olmayıp, işbirliği­ne açık bir tutum benimsemesini diliyoruz.
Uluslararası Kuşları Koruma Kurulu tarafından hazırlanan ve Sivas’ta yerleşik Kuzey Kıbrıs Kuşları Koruma Hareketi’nce finanse edilen 1,000 adet “Kuşların Dünyası” başlıklı 20 sayfalık kitap­çık, Kıbrıs’taki öğrencilere dağıtı­lırken; 12,000 adet basılan “Uçan Konuklar” başlıklı bir broşür de bu hafta boyunca halka ücretsiz verilmiştir. Bu yayınlardaki değerli bilgilerin okunarak, yayılması, göçmen kuşların korunmasında çok önemli bir kazanım olacaktır. Bu yılki bu aşının ülkemizde tutması, gerek bu konuya gönül verenlerin aydınlatma çabalarıyla, gerekse başta Çevre Bakanlığı olmak üzere bütün ilgili makamların konuya ciddiyetle yaklaşıp, gerekli önlem­leri almalarıyla gerçekleşebilecek­tir.
Bilindiği gibi her yıl Kuzey ve Doğu Avrupa ile Doğu Afrika ara­sında göç eden milyonlarca kuş, Kıbrıslı avcılar tarafından gerek görünmeyen ağlar, gerekse ökse denen yapışkanlı dallarla yakalana­rak öldürülmekte, sirkelenip meze olarak yenmektedir. “Pulya” dışın­da diğer birçok kuş çeşidi de avcıların hedefi olmaktadır.
Uluslararası Kuşları Koruma Kurulu, yaptığı bir açıklamada Kıbrıs’ta bir mil karede öldürülen kuş sayısının diğer Akdeniz ülkele­rindekinden çok daha fazla olduğu­nu ve 1975-1985 yılları arasında bu sayının gittikçe artarak, yılda 15-20 milyona ulaştığını bildirmiş­tir. Aralarında “pulya”ların da bulunduğu bu göçmen kuşların “avcılık tutkusu” nedeniyle öldürül­melerinin devamı halinde, bu kuş türlerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacakları aşikârdır.
Japonya’da da benzeri gele­neklerin sürdürülmesi sonucu, bugün orada zaten az sayıda olan kuş türlerinin çoğu yok olmuştur. Kıbrıs Rum kesiminde 1957’den beri çalışan Kıbrıs Ornitoloji Der­neği yanında, Kıbrıs Kuşları Koruma Derneği, Yeryüzü’nün Dostları Derneği, Kıbrıs Çevre Derneği, Ökse Karşıtları Komitesi, Kıbrıs Yabani Yaşam Derneği, Kıbrıs Biyoloji Derneği vb onlarca kuruluş, Kıbrıs’ın uçan konuklarının korun­ması için yıllardır çaba göstermek­tedir.
Kıbrıs Rum Yönetimi ise 1988 yılı Mart ayında imzaladığı Avrupa Konseyi’nin Bern Sözleş­mesi uyarınca bu konuda etkin önlemler alma güvencesini vermiş olmasına rağmen, göçmen kuşların avlanmasını  durduramamıştır. Bizde olduğu gibi, onlarda da, etkin siyasal çevreler, özel av izinleri çıkartarak, korunmaya alınmış birçok kuş çeşidinin avlana­rak yok edilmesini sağlamaktadırlar.
Kıbrıs’ımızın bu uçan konukla­rını yok olmaktan kurtarmak için, gerekli etkin ve koruyucu yasal düzenlemeler bir an önce alınmalı, yöneticilerin çağdışı politikala­rına, doğal çevre düşmanı uygula­malarına karşı durulmalıdır. Bu yolda örgütlü mücadele vermek, doğaya ve çevremize olan sorumluluğumuzun bir gereğidir. Kıbrıs Türk insanını bezdirip, bu adadan göç ettirenlere karşı yeterli bir  mücadelenin verilemediği bir ortamda acaba göçmen kuşların katledilmelerini nasıl engelleyebileceğiz? İşte sorun burada!..


(Ortam gazetesi, 25 Nisan 1989)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder