27 Mayıs 2015 Çarşamba

KIBRIS'TA İŞGAL VAR MI, YOK MU?


Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğünü 1960 Garanti ve İttifak Abdlaşmaları ile güvence altına almış olan üç ülkeden biri olan Türkiye Cumhuriyeti, 1974 yazından beri bu devletin %37’lik kuzey topraklarını askeri işgali altında tutmaktadır.
Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğü’ne göre işgal, Arapça bir sözcük olup, Türkçede “bir yeri ele geçirme” anlamına gelmektedir. Uluslararası hukukta ise işgal’in tanımı şöyle yapılmaktadır:
“Bir veya birkaç devletin topraklarının bir kısmının veya hepsinin, başka bir devlete ait veya başka ülkelerin askeri ittifakına bağlı silahlı kuvvetler tarafından geçici olarak ele geçirilmesine işgal denir. Uluslararası ilişkilerde zor kullanımının yasaklanmasına dair temel ilkeyi çiğneyen bir saldırı sonucu uluslararası hukuka ters bir şekilde işgal etme ile haklı bir savaş yapan bir tarafın silahlı güçlerince, saldırgan ülke topraklarının hukuka uygun bir şekilde işgal edilmesi birbirinden ayrılmalıdır. Bu ikincisine örnek olarak, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Anti-Hitler Koalisyon’a bağlı devletlerin Almanya topraklarını bir süre işgali verilebilir.” (Wörterbuch der Aussenpolitik und Völkerrechts, Berlin 1980, s.81)
Bu arada, işgal gücünün, işgal ettiği topraklar üzerindeki hukuki durumu ve hak ve sorumluluklarının uluslararası sözleşmelerle düzenlendiğini de hatırlatalım. Bunlar, 18 Ekim 1907 tarihli Kara Savaşlarına İlişkin Lahey Kuralları’nda ve 12 Ağustos 1949 tarihli Savaş Zamanlarında Sivil Kişilerin Korunmasına İlişkin 4. Cenevre Konvansiyonu’nda tek tek belirtilmektedir. Bu sözleşmeler, hukuka uygun olarak yapılmış toprak işgallerinde, işgalci gücün uluslararası hukuka göre nasıl davranması gerektiğini düzenlemektedir. (agy, s.81)
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 25 yıldan beridir Kıbrıs’ta bulunmasının haklı veya haksız bir işgal olduğu tartışması bir yana, bakınız “Yeni Düşünce” gazetesinin İstanbul’da düzenlediği “Türkiye’nin Meseleleri” konulu bir toplantıda, Prof.Mustafa Kuran, bu konuda neler demiş?
“Misak-ı Milli’nin dışındaki topraklarda gözümüz yoktur, diyorlar. Bu yanlıştır. Bütün milletlerin büyük ideolojileri vardır. O halde Türk ordusu Kıbrıs’ta ne arıyor? Misak-ı Milli’nin sınırları içinde değildir Kıbrıs.” (Cumhuriyet, 3 Şubat 1986)
Her ne kadar Türkiye’nin resmi ağızları ve Kıbrıs Türk liderliği “işgal” sözcüğünün kullanılmasından bilinçli olarak kaçınmakta ve bunun bir işgal olmadığını sürekli vurgulamaktaysalar da, bazen dil sürçmeleri görülmektedir. Örneğin 12 Eylül faşist darbesinin şefi Kenan Evren, 2 Kasım 1982 günkü bir değerlendirmesinde “DİSK, bizim Kıbrıs işgalimizi kabul etmiyor” diye yazmaktadır. (Baskın Oran, Kenan Evren’in Yazılmamış Anıları, Ankara 1989, s.123)
Emekli Büyükelçi İsmail Soysal da “Türkiye’nin 72 Yıllık Dış Politikası (1921-1992)” başlıklı anılarında, konuyla ilgili olarak şu ifadeyi kullanmaktadır:
“Türk hükümeti Kıbrıs Garanti Anlaşması’nın verdiği yetkiye dayanarak 20 Temmuz’da, -İngiltere yanaşmadığı için- tek başına bir askeri müdahaleye girişmiş ve Türk ordusu adanın kuzeyini işgal etmişti.” (Cumhuriyet, 4.yazı, 24 Mart 1993)
            Kıbrıs Türk lideri Rauf Denktaş’ın görüşü ise şöyledir:
            “Bağlantısızlar zirvesinde, Vasiliu’nun bizden yine “işgal altında yaşayan vatandaşlarımız” diye söz ederek, bize hakaret etmekten kaçınacağını umut ediyoruz. Biz işgal altında değiliz. Rum-Yunan işgalinden ve zulmünden kurtarılmış insanlarız.” (Cumhuriyet, 2 Eylül 1989)
            Denktaş, bir başka demecinde, İngiltere’nin  Lefkoşa Yüksek Komiseri David Dain’in “Maraş, 1974’den sonra yapılan anlaşmalara göre, KKTC’nin değil, Türkiye’nin kontrolündedir” görüşünü sert bir şekilde eleştirmiş ve sorumluluk Türkiye’nindir     denileceğine dikkat çekmişti. Anadolu Ajansının haberinin devamında, Denktaş’ın şöyle dediği belirtilmişti:
“Bu durumda Rum tarafının iddia ettiği gibi bütün KKTC’yi Türkiye’nin işgali altında bir yer olarak görecekler ve kendi deyimleriyle, işgalin kaldırılması, yani Türk askerinin çekilmesi ile Kıbrıs meselesinin halledileceği noktasına varacaklar... Türkiye sorumludur diyorlar. Böyle dediler diye Türkiye sorumluluğu alamaz.” (Kıbrıs, 21 Temmuz 1993)
            Yıllardır resmi olarak değilse bile gayrı resmi olarak Türkiye’nin Kıbrıs’taki işgalinden hoşnut olmayan CTP Genel Başkanı Özker Özgür, KKTC’nin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olunca, Eskişehir’de yaptığı bir konuşmada şu savunmayı yapmaya çalışmıştır:
“Türk askeri bugün Kıbrıs’ta ise toprağın ve bağımsızlığın garantörü olarak ordadır... Türkiye işgalci bir ülke değildir. Türkiye’yi işgalcilikle suçlayanlara biz, garantörlük anlaşmasını hatırlatıyoruz. Türkiye kesinlikle işgalcilikle ve yayılmacılıkla suçlanamaz.” (Halkın Sesi, 15 Ekim 1994)
Oysa aynı Özker Özgür, birkaç yıl önce Cumhuriyet gazetesi muhabirine şöyle konuşmaktaydı:
“Halkları karşı karşıya getiren şoven politikacılardır. Kıbrıs’ta da iki halk, sağ politikacılar, Türkiye ve Yunanistan’ın gerici çevreleri ve emperyalistlerce bölünmüştür... Vasiliu, Türklere barış vaadi ile seçim kazandı. Ancak bizde, demokratik mekanizmalar işletilmediği için aynı şey yapılamıyor. 1990 seçimlerinde ANAP ve askeri ileri gelenler müdahale etmiştir. Güvenlik Kuvvetleri Komutanı General Ali Yalçın, Türkiyeli göçmenleri çağırarak “UBP’ye oy vereceksiniz” demiştir... Her şeye karşın, her gün 500 Türk genci Rum tarafına gidip çalışmaktadır. Yakınlaşmaya Atina ve Ankara karar verecektir. Çünkü bizim Rum tarafına geçmemizi engelleyen Kuzye’e egemen Türk ordusudur... AT’ye gittiğinde, BM’ye gittiğinde “Sen Güneydoğu’da milyonlarca Kürde haklarını vermiyorsun, ama Kıbrıs’ta 160 bin Türke devlet kurduttun” denen Türkiye’dir... Önemli olan niyettir. Ancak biz, KKTC iktidarında iyi niyet görmüyoruz. Hitler bile Fransa’yı işgal ettiğinde Fransız mallarını Almanlara dağıtmadı. Bizde ise Güney’e göç eden Rumların malları yağmalanmıştır. Uluslararası hukuka aykırıdır bu durum. Bir anlaşma olması durumunda, bu hukuk dışı görüntü ortaya çıkacaktır. Korkuları budur.” (6 Eylül 1992)
Söz konusu demecinde “Biz Kıbrıs Türklerinin çıkarlarının korunmasında Denktaş’ı destekliyoruz” da diyen Özker Özgür ve partisi, bugün fetihçi Türk politikasının savunucusu kesilmiştir.
Kolej 5. Sınıfında okutulan “Modern Avrupa Tarihi” kitabında “Güvenli ve kalıcı bir barış, Türkiye’nin Kıbrıs’ı istilasından sonra oluşturulamamıştır” değerlendirmesi yer aldığı için “birkaç ay önce Cumhurbaşkanlığından gelen yazı ile” kitap tedrisattan kaldırılmıştır. (Kıbrıs, 8 Ekim 1994)
Oysa güneşin balçıkla sıvanamayacağı herkes tarafından bilinmektedir...

(Yeni Çağ gazetesi, 19 Aralık 1994)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder