15 Mayıs 2015 Cuma

BARBARLIK MÜZESİ Mİ? PROVOKASYON ABİDESİ Mİ?


22 Aralık 1993 tarihinde TC Lefkoşa Büyükelçiliği Basın Ateşeliği tarafından yayımlanmış olan "Kıbrıs Rum Basın Özetleri" Bülteninde yer alan (Sayı:302, Sayfa:2-4) bazı iddialar, aradan geçen süre içinde yalanlanmadığına göre doğru kabul edilmek durumundadır.
22 Aralık 1993 tarihli Rumca Mahi gazetesinde yer alan "Türk asilerin maksadı Kıbrıs'ı taksim etmekti" başlıklı haberin, Büyükelçiliğin Rumca mütercimi Saffet Soykal tarafından yapılan resmi çevirisi aynen şöyledir:

"Radio Proto (M.N.(Mütercimin notu): Simerini şirketler Grubunun fanatizmi, Türkiye düşmanlığını ve Enosis'i destekleyen özel radyosu) dün akşam DİKO Parlamento Sözcüsü Tassos Papadopulos (1963'e kadar EOKA'cıların avukatı, 1963'te isyancı güçlerin liderlerindendi), Nikos Sampson (1955 EOKA terörizmi sırasında asker, sivil İngiliz erkekleri, hatta kadınlarını arkadan vuran, idama mahkum edilen ancak son anda kurtarılan, 1963'te Küçük Kaymaklı'da kadınlı erkekli Türkleri katleden, Türklere ait evleri yakmak suretiyle geri dönmelerini önleyen ve 1974 darbesinde Makarios'un yerine darbeciler tarafından kukla Cuymhurbaşkanı olarak tayin edilip 8 gün işbaşında kalan kişidir. Mahi ve Tharros gazetelerinin sahibidir), Lellos Dimitriadis (Halen Güney Lefkoşa Belediye Başkanı, 1963 Kanlı Noel döneminde ise Rum göçmenlere sosyal yardım sağlayan sorumlu idi) ve Dr.Vassos Lissaridis (St.Hilarion kalesini mücahitlerin elinden almaya çalışan kırmızı bereli Rum sürülerinin komutanı idi. Halen Sosyalist EDEK Partisi Genel Başkanıdır) tarafından anlatışan Türk İsyanına ait anıları yayınladı.
Papadopulos (O zaman Çalışma ve Sosyal Sigortalar Bakanıydı), Makarios Yönetiminin, Türk 'Asilerin' KIbrıs'ın bir bölümünü Rum denetiminden kopartarak, orada yaşamaları için hazırladıkları planları yürürlüğe koymak üzere uygun fırsat kolladıklarını anlattı. Olayların nasıl başladığı ve doruğuna varıldığına dair ayrıntılar verdi.
Sampson ise, Türklerin isyan hazırlıkları yaptıklarına dair bilgi,ler aldıklarını savundu, adaya silah getirmekte olan kayığın farkedilmesi üzerine mürettebatı tarafından batırılmasını buna kanıt olarak gösterdi, İngiliz dalgıçların deniz dibinden büyük miktarlarda silah çıkarttıklarını, sonra da adaya Türk subayları gönderdiklerini anlatan Sampson, Rum tarafının, Türk 'isyanını' durdurmak  için gereğince hazırlanamadığını vurguladı.
Sampson, Kumsal'da bir banyo küveti içerisinde katledilmiş olarak bulunan çocukların (M.N.: Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Binbaşısı İlhan'ın eşi ve çocuklarıydı) aslında Türkler tarafından öldürüldüğünü, ama katliamı Rumların omuzlarına attıklarını ve bu öykü üzerine büyük bir propaganda yaprıklarını bildirdi. Sampson, Türk propagandasının iddialarına ve yalanlarına sınır konmadığını, ama KTKA sağlık subayı olan İlhan'ın çocuklarını, bizzat TMT'nin katlettirdiğini açıkladı. Sampson, TMT'nin bunu, pasif kalan KTKA'nı, Kıbrıs Türklerinin yanında Rumlara karşı savaştırmak için yaptığını anlattı. Katledilmiş bulunan kadın ve çocukları (üç çocuk) bulundukları eve hiçbir Rum birliğinin ulaşmadığını bildiren Sampson, suçun Rumlarda olamayacağını savundu. (M.N.: Kornaro otelinden sürüler halinde geldiler ve Un fabrikası üzerinde mevzi bulunan mücahitleri susturmak için geceli gündüzlü ateş açtılar. Bu arada üç-dört mücahidimizi de pusuya düşürerek o civarda şehit ettiler)
Dimitriadis, kendisine o zaman idari bir görev verildiğini anlattı. Dimitriadis, haksız yere savunma bakanlığını da üstlenen EOKA grup liderlerinden Rum İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis'in kendisine verdiği emri açıkladı. Yorgacis'in, 1963'te bir İngiliz Havacı subayın eşliğinde Sarayönü'ne (Atatürk Meydanı) gitmesi ve mahsur kalan bazı Rumları alarak getirmesi emrini verdiğini bildiren Dimitriadis, o zaman cari korku ortamını da anlattı.
Lissaridis ise, emrindeki askerlerin esir aldıkları kişiler arasında bir Türk Subayının da bulunduğunu açıkladı. Lefkoşa'nın Rum kesiminin korunması için mücadele verdiklerini anlatan Lissaridis, daha sonraki görevinin ise Beşparmak Dağlarını savunmak olduğunu ekledi."

Mütercim, Sampson'un, Binbaşı İlhan'ın eşi ve çocuklarını TMT'nin katlettirdiğine ilişkin sözlerinden sonra parantez açıp, yalanlama veya herhangi bir yorum yapmadığına göre, o günleri yaşayanların da kulaktan kulağa öğrendikleri bu "provokasyon cinayeti"nden Türk tarafının sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Aradan 35 yıl geçmiş olmasına karşın, bu kışkırtma eyleminin azmettiricileri ve sorumluları kimlerdir?
Cinayeti işleyen kişinin, konuşmaması için ortadan kaldırıldığına ilişkin söylentiler vardır. Bu ve benzeri karanlıkta kalmış tarihsel olaylar, mutlaka aydınlatılmalı, genç nesiller olsun doğruyu öğrenmelidir!


(Kıbrıs'ta Sosyalist Gerçek, Sayı:36, Ocak 1999, imzasız)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder